tarihimizi sorgulasak
“Gerçeklere dayandırılmadan yazılan tarihimiz, emirlerle bilimsel gösterilmeye çalışılan hayaller…”
Gerçeğin peşine düşmekte ayıp yoktur. Gerçeği arayanlara kimse çamur atmasın. Hiçbir kişi veya kurum ya da kuruluş tabulaştırılmamalı, hiç çekinilmeden sorgulanılması mümkün kılınmalı.
Türk kültürünün yeniden yapılandırılmaya, Türk tarihinin yeniden incelenip yazılmaya ihtiyacı var. Bu ise körü körüne inanan, düşünmeyip telkinlerle güdülen nesillerle gerçekleştirilemez. Zaten gerçekleşmemesi içindir ki Atatürk’e rağmen o zamandan beri “fikri hür vicdanı hür irfanı hür” nesiller yetiştirilmekten kaçınıldı.
Yeni nesiller telkinlerle yönlendirilen bireyler olarak değil; kendi hür akılları ve hür vicdanlarıyla doğruyu bulabilecek, fikirlerinde hür olacak şekilde yetiştirilmeli. Şimdiye kadar bu yapılmadı.
Çok şükür ki eğitim sistemimiz kafasız nesiller yetiştirmek için ne kadar çabalasa da şimdi artık gençlik kendi arasında uyanmaya başladı. Artık Türk gençliği yavaş yavaş uyanıp her şeyi sorgulamaya başlıyor. Körü körüne büyüklerin sözlerine inanmak yavaş yavaş tarihe karışıyor.
“Bu budur, bilimsel olarak tespit edilsin”
Bir ülkenin en büyük lideri bunu diyebilir. Bilim adamlarına düşen şey ise onun hayalindeki beklentiyi yalan delillerle süsleyip bilimsel göstermek olmamalı. Kendi yaranmacı tutumları yüzünden o büyük lideri bilimsellikte sahtekârlık yaptırmış konumuna düşürürler. Gerçek deliller bulup bilimsel olarak gerçekten ispat etmeleri gerekir. Bunu yapamıyorlarsa resmen “Bu konu bilimsel olarak tespit edilmedi” diye açıklamaları gerekir. Geçmişte bazı konularda bilim adamı sandıklarımızın tespitleri, geçmişte hiçbir akademik eğitimi ve akademik düzeyde araştırması olmayan bazı ortaokul öğretmenlerinin “bazı çevrelere yaranmak için” yazdıkları tarih kitapları ne derece gerçeklere dayanıyor?
Ülkemizde bunlar yaşandığı gibi dünyanın pek çok ülkelerinde de yaşanmıştır. Zaten bizde yaşanmasının sebebi diğerlerinde yaşanmış, uygulanmış olmasındandır.
Gündüz Vassaf’ın “Tarihi Yargılıyorum” adlı kitabından birkaç satır:
“… Kimi tarih aldatmacalarının ömrü kısa, kimininki uzun olmuş. Kimi tarihi aldatmacaların etrafında ikincil bir edebiyat, davranış tarzları, felsefe ve sanat gelişirken, kimi kukla tiyatrosu gibi diktatörlerin, şiddetin zoruyla sürebilmiş. Kimi uyduruk tarihler, işlevi bitince ya da dikiş tutmayınca unutulup gitmiş. …”
Etiketler: Gündüz Vassaf, tarih aldatmacaları, tarihi yargılamak, türk kültürü