Seçenekler:
Buradasınız:


Misyonerler, Peygamberimiz ve Sünnetleri

Açlık, fakirlik, borçluluk çok zor. Hıristiyanların açlıktan ölecek durumdaki insanlara yiyecek yardımı etmek gibi bazı yardım organizasyonları var. O organizasyonları yapanlar aynı zamanda insanları hıristiyan yapmak için uğraşıyor da olabilirler. Bunda bir kötülük görmüyorum. Ben de dindar bir müslüman sayılırım. İnsan hayatı söz konusu olunca, mazlumlara yardım söz konusu olunca en küçük bir ayrım yapılmaması gerektiğine inanırım. Zor durumdaki insanlar ve hayvanlar için kim çalışırsa Allah katında bunun çok büyük bir önemi olmalı. Böyle inanırım. Yani din açısından; inançlı insanlar böyle düşünmeli fikrindeyim.

Görüyorum ki Müslümanların çoğu o yardım hizmeti veren Hıristiyanlara hiç saygı duymuyor. Aklı başında, bilinçli, şuurlu müslümanların hiç olmazsa, en azından şu şekilde düşünmeleri daha doğru olmaz mı: “O insanlar açlıktan öleceklerine hıristiyanların yardımıyla kurtulsun; hıristiyan olacaksa olsun; daha sonra biz onlara daha fazla fazilet örneği gösterip onları müslüman ederiz”.. Ama maalesef toplumumuz böyle düşünmekten çok uzak. Din millî bir unsur gibi ele alınıyor. Milliyetçilik gibi özellikler ise cahil kitlelerin elinde ancak yabancı düşmanlığından ibaret kalıyor. Sonuçta cahil toplumlarda din de milliyetçilik de hayvani içgüdülerin etkisiyle “bizden olanlar - bizden olmayanlar” ayrımcılığını getiriyor.

Hıristiyan misyonerlerinden tanıdıklarım oldu. Her hareketine, her sözüne dikkat eden faziletli insanlar. Karşısındaki kişiye nasıl değer verileceğinin gayet iyi bilincindeler. Bunu hakkıyla yapabiliyorlar. Onları kınamaktansa onlardan daha fazla faziletli olmalı, onlardan daha etkili kişilik sahibi olmalı. Biz peygamberimizi örnek alsak elbette onlardan daha faziletli oluruz. Bizde peygamberin, peygamberlerin davranışlarını örnek alma şuuru hiç mi hiç gelişmemiş.

Şekilde kalan bazı davranışlara yönelik bilinçsizce “sünnettir sevaptır” anlayışı var. Müslümana düşen, öncelikle peygamberinin davranışlarıyla ilgili sünnetlerini hakkıyla anlayarak uygulamaktır. Şekilde kalan sünnetlerden sevap ummak asla peygamberi örnek almak değildir.

Sakalın ölçüsünü tutturmakla, tırnak kesme tarzıyla, yemeğe tuz ile başlamakla, kılık kıyafetle, kısacası sadece şekille bu iş olmaz. Peygamberimizin insana saygısı, insanlara karşı tutumu, halk arasındaki davranışları, toplum içindeki hal ve hareketleri, konuşurken kaçındığı şeyler, insanlara bir şeyi kabul ettirmek için konuşurken kaçındığı ve dikkat ettiği hususlar, insanlarla birebir konuşurken takındığı tavırlar, insanlara anlayışı, insanların derdini anlayabilmesi, insan sevgisi, manevi güzellikleri, hayvan sevgisi ve benzeri özellikleri var ya, işte esas sünnet bunlardır. Öncelikle bu sünnetlerin öğrenilmesi uygulanılması gerekir. Bu sünnetler titizlikle uygulanmadan diğer sünnetleri yapmak ancak peygamber efendimize bir hakarettir. Başka bir şey olamaz. O “şekil ile ilgili” sünnetlerin değerine saygım sonsuz. Ama şekil tek başına yeterli olmuyor, üstelik ruhsuz şekil İslam dininin imajına büyük zarar veriyor.
Sadece şekle önem veriliyor onu bile yanlış yapıyorlar. Bunun bir de ticari yönü çıktı ya artık o şekilcilik de zamanla şekilden şekile girecek demektir.

Toplumumuz yozlaştırılmaya mahvedilmeye çalışılırken insanlara gerçeğinden saptırılmış ve geleneksel islam anlayışı empoze ediliyor, yabancı düşmanlığından ibaret bir milliyetçilik empoze ediliyor. Bu tuzaklardan hem kendimizi hem halkımızı kurtarmak ve korumak için vargücümüzle gayret etmeliyiz.

|