Sosyal Güvenlik

11 Mart 2008 Salı

Hükümetin son müeyyideleri asla kabul edilecek cinsten değil. Memlekette satacakları şey kalmayınca şimdi de emeklilerin maaşlarına göz diktiler. Gözleri çıksın.

Bir de sosyal güvenlik meseleleri var. Türk halkı koyun gibi oldukça böyle güderler işte. Güdüleceğiz. Hiçbir şey değişmeyecek.

Deniz Baykal gibi konuÅŸanlara da vatan haini derler, bölücüden daha aÅŸağılık derler, derler de derler. Deniz Baykal’ı harcıyorlar. Ben CHP’li deÄŸilim ama ne demiÅŸler: YiÄŸidi öldür ama hakkını yeme.

Irak harekatı hakkında ben farklı düşünüyorum: Geri çekilmek zorundaydık. Amerika’nın emretmesi gerekmezdi. Kafası çalışan kiÅŸiler bir iÅŸaret, en küçük bir ima bile beklemeden geri çekilirdi. Çünkü istihbarat vesaire A.B.D. olmazsa olmaz. O halde, bükemediÄŸin eli öpeceksin. BaÅŸka çare yoktu. Bunları savunmuyorum ama gerçek. Bizim gücümüz de imkanlarımız da sınırlı. Bu arada olan Deniz Baykal’a oldu. Kabak onun başına patladı.

Sosyal Güvenlik, çocuk yapın çoÄŸalın, sefil kitleler olarak yaÅŸayın, cahil kalın ki sizi daha iyi güdelim politikaları…

Her neyse, bir blogcu arkadaşımız (damacana.org) kısa ve öz bir ÅŸekilde “sosyal güvenlik” meselesini anlatmış. Okumanızı tavsiye ederim. Düşündürücü bir yazı. Buraya tıklayın: >>>>>>

Yazısından bir satır: Bugün Çin ve Hindistan yoksul halkı sayesinde buralara geldi.

“Sosyal Güvenlik” için 3 Yorum

  1. Erdal diyor ki:

    Konuya değindiğin için sağol, gençlerin ömür boyu hayatlarını etkileyecek bir konuda bu denli sessiz kalmaları beni şaşırttığı için ikinci yazıyı yazdım. Yine bizim hakkımızı 60 yaşında adamlar arıyor. Gençlik olarak uyuyoruz.

    ***
    Cevap:
    Tam bir cevap deÄŸil de, “gençlik” deyince ÅŸunları yazmak istedim:
    Günümüze kadar “ülke bize emanet” diye kendilerini gösterenler en büyük ihaneti yapmıştır. Ecevitin dahi solcuları bölmek amacıyla onların devrim yapmalarının önüne geçmek için casus gibi “amerika lehine” çalıştığını öne sürenler var. Devrimi boÅŸverin, bizim partiyi destekleyin. Böyle olunca devrimci solculara destek olmak yerine eceviti tercih eden (devrimcilerle aynı zihniyette insanlar) çoktu. O zamanın devrimcilerin gücünün daha da artması bu ÅŸekilde engellendi. Bu bir söylenti ama hiç de mantıksız deÄŸil. DoÄŸru olma ihtimali çok yüksek.

    İnsanımızın yapısı, köklü kültürümüz açısından ise “güdülmeye” çok müsaitiz. Halk örgütlenmez, baÅŸlarında onları evirip çevirecek bir lider bulunur, o lider akınlarla talanlarla halkın karnını doyurur. Bütün kültürümüz buna dayalıdır. Cumhuriyet devrinde halkımızın bu yönü siyasi partilerce iyi kullanılmış ve sömürülmüştür.

    İslam ise bizde yüzyıllardır bir formaliteden öteye geçememiş. Bunun içindir ki Atatürk halkı ondan da büyük ölçüde soyutlamaya çalışmış. Bir şeyi aslından çıkarıp bozuk olarak yaşayıp hem ona hem kendine zarar vermektense o şeyden çıkmak daha mantıklı olsa gerek.
    Atatürk devri de bitti. Büsbütün açıkta kalmış bir halk var. Şimdi ülke genelinde en etkin kitle Fethullah Gülen cemaati olup gelecekte onların neler yapacağını merak ediyorum. Görünen o ki onlardan başkalarının bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olabilmeleri mümkün değil. Çünkü örgütleşme yok, birlik beraberlik içinde büyük fedakarlıklarla çalışma yok. Lafla sözle bir yere varılamaz. icraat gerekiyor. Çok büyük fedakarlıklar gerekiyor. Bunu yapan sadece bir kitle var. Biz Türk halkı bir on yıl daha bölünmeden parçalanmadan kalabilirsek on yıl sonra değişimler yavaş yavaş başlayacaktır. Fethullah Gülen anlayışı çerçevesinde.
    Evet, gençli dedik buralara geldik. Gençliği ele alan, onları kısa ve uzun vadeli belirli hedeflere kuvvetli motivasyonlarla etkili ve kalıcı bir şekilde bağlayan tek Fethullah Gülen var Türkiyede. Başkaları yok.

  2. hüseyin diyor ki:

    Bugünlerde baÅŸbakanı televizyonda her görüşümde ‘Hayatında iki koyun gütmemiÅŸ…” diye devam eden sözleri aklıma geliyor. Yazıyla da ilgili olunca deÄŸinmek istedim. Bunların halkı nasıl gördüklerinin en açık ispatı, bunlar eÄŸer milletini düşünen kiÅŸiler olsaydı nüfus planlamasından, eÄŸitimsiz kesimlerde korunma yollarıyla ilgili halkı bilgilendirmekten filan bahsederlerdi, neyse!
    Nüfusun ekonomiye katkısından ziyade ilerisi için gerekli bir asker potansiyeli olarak görülebileceÄŸini düşünüyorum. BaÅŸbakan en az üç çocuk demiÅŸ, bundan altı ay önce de Putin’in benzer bir çıkışı vardı. Sanki büyük ülkeler sözleÅŸmiÅŸ gibi, en yakın ihtimal 20 yıl sonrası için bir 3. Dünya Savaşı hazırlığına girmiÅŸ gibi hissediyorum. abartılı bir yaklaşım olarak deÄŸerlendirilebilir ama hiç belli olmaz, olur mu? olabilir.

    *****
    Cevap:
    Haklısın. Onlar şunu bilmeliler ki çokluk değil kalite önemlidir. eğitimsiz cahil kitleleri her zaman istedikleri gibi güdemezler zaten. Birileri çıkar akılcı planlarla o kitleleri böler. Veya ülkede binbir provokasyonla binbir karmaşa çıkarabilirler.
    Askeri güç ise günümüzde artık nüfus sayısına göre değerlendirilmemesi gereken bir şey. Her şeyde kalite önemli. Bilinçli insanlar yetiştirmek önemli. Teknolojiyi yakalamış olmak önemli. Öyle olur ki on kişilik bir ordu bin kişilik bir orduyu tamamen etkisiz hale getirebilir. Çoklukla övünmek, çokluğa güvenmek olsa olsa gelişmemiş zihniyetlerin işidir.

  3. adankana diyor ki:

    artık yarınımızı göremez hale geldik gerçekten. değil birkaç yıl, ertesi gün ne olacağını bilemiyoruz. bu endişe hepimizi yarına daha umutsuz bakan, korkarak yaşayan bireyler haline getirdi.
    çocukluğumuzda anne babalarımız emeklilik günleri için planlar yapardı. şuraya gideriz, şunu yaparız, şöyle yaşarız falan gibi. ama artık ertesi gün ne değişir bilinmez oldu.
    hayırlısı olsun bakalım. cılız sesler topluluğuyuz.

    ***
    Cevap:
    Evet, meydanlara toplanıp en gür sesimizle bağırsak bile sesimiz sadece sizin tabirinizle “cılız ses”. Yapacak bir ÅŸey yok gibi görünüyor.

Yorum Yapın


ziyaretçi var.