ANA SAYFA      RSS ile takip



Saygı ve Onay

“Kimse kimsenin düşüncesine saygı duymak zorunda değil” cümlesi başka şekillerde de kurulabilir. İnsanlar öfkeli olunca sözlerden ilk akla gelene göre tepki gösterebiliyor.

İnsanlar birbirlerinin fikirlerini kabul etmeyebilir. Bu normaldir.
Saygı duymamak yerine “katılmamak” demek bence daha iyi.
Gerçekte saygı duyulmuyordur ama insanları bilgilendirmenin sağlıklı olabilmesi açısından onları öfkelendirmeyecek kelimeler seçmek daha iyi olur. Amaç insanları yanlışlardan kurtarmak ise bu yol izlenmeli diye düşünüyorum.

Ben senin fikrine katılmıyorum çünkü .. diye başlayarak muhatap kişi bilgilendirilmeli. Verilen bilginin güzel ifade edilmesi karşısında muhatap kişi belki de artık sizin fikrinizi kabul edecektir. Bunu bilemeyiz.
Ama bunun yerine o kişiye hesap sorulurcasına muamele edilmesi üzücü sonuçlara sebebiyet verebiliyor.

Herkes kendi davasının sorumluluğunu bilmeli, davasını iyi bilmeli; davasına kendi kişisel kızgınlıklarını katmamalı. Davasına zarar vermemeli.

Ben davamın geniş kitlelerce kabul görmesini istiyorsam bana düşmanlık edeni dahi en temiz bir şekilde bilgilendirmeliyim. Onu bilgilendirmeye çalışırken izlediğim güzel yol karşısında o kişi düşmanlığına devam etse bile onun yandaşlarından benim saffıma katılan kurtulan kişiler olabilir.
Eğer benim davam insanları erdemli edecekse vazifem insanları her türlü zararlardan kurtarmak demektir. O halde herkese sevgi ve saygı ile öyle bir tarzda yaklaşmalıyım ki beni tarafsızca ve sakince dinlesinler.

Ne olursa olsun birbirimizi sakin ve saygılı bir tarzda bilgilendirmeliyiz.
Bu konularda ben iyi olduğum iddiasında değilim ama en azından en doğruyu savunmak da güzel bir şeydir.

Etiketler: , , , ,

“Saygı ve Onay” Yazısına 2 Yorum

  1. meren
  2. “Kimse kimsenin düşüncesine saygı duymak zorunda değil” cümlesi başka şekillerde de kurulabilir.

    Benden alıntı yapmışsınız, yanıtlayasım geldi :)

    Bana göre bu cümlenin farklı şekilde kurulması arkasındaki gerçeğin değişmemesinden ötürü insanlar üzerinde farklı etkiler bırakmamalı. Kimsenin kimsenin düşüncesine saygı duymak zorunda olmadığı gerçeğini böyle söyleyince düşmanca tavır takınıp, başka türlü söyleyince idrak edecek insanlarla, en azından benim işim olmaz. Bu yöntem “davanın savunulması”, “insanların aydınlatılması”, “birilerinin bir takım saflara çekilmesi” gibi emellere hizmet etmek için güçsüz olabilir, biraz alttan alarak, biraz güler yüz ile insanların gerçekten anladığı, değiştiği sanrısı yakalanabilir belki, fakat mesela bu da yine benim realitemin dışında.

    Bu arada ben insanların düşüncelerine saygı duyan birisiyim. Hem de bunu ezberden söylemiyorum, kendimce çok geçerli sebeplerim var:

    http://www.moleschino.org/2006/10/13/aptallik-uzerine/

    Fakat düşüncelere saygı duymanın bir zorunluluk olmadığının da, bunda düşünce sahibinin gocunacağı bir şey olmadığının da farkında olacak kadar materyalistim üzerinize afiyet.

    Selamlar.

  3. admin
  4. 1- Buradaki konu sadece sizin “Kimse kimsenin düşüncesine saygı duymak zorunda değil” cümleniz değil, her söz hakkında olup o sadece bir örnekti. Eğer okuyucular ne demek istediğimi anlayamıyorsa bu benim hatamdır. Cümleyi yalın olarak ele alıp yorum yazdığım yerdeki konuya değinmediğim için link vermedim. Verseydim gereksiz bir şey olacaktı. Biliyorsunuz ki sözünüz yorumlar kısmında olup başkalarının polemikleriyle ilgiliydi. Kısacası alıntı demişsiniz ama tam bir alıntı sayılmaz. = Yorumları da okuyanlar var yanlış anlama olmasın diye bu açıklamayı onlar için yaptım.

    2- Sözlerin arkasındaki niyeti herkes bilemez. “benim sözüm şu etkiyi bırakmalı” dersiniz. O zaman o etki için sözü ona göre şekillendirmeniz gerekir.

    3- “Benim işim olmaz” dediğiniz kişilerin kasıtlı olarak öyle davranmadıkları durumda bile mi onlarla işiniz olmaz? Kasıtlı olarak sözleri çarpıtan insanlar var. Onları kastediyorsanız elbette aynı fikirdeyim. Ama ben yazımda onları hiç düşünmemiştim. “İnsanlar öfkeli olunca sözlerden ilk akla gelene göre tepki gösterebiliyor.” demişim. Nitekim insanlarımız genelde öfkeli. Çünkü her kesim bir diğerini aşağılamakta, azarlamakta, suçlamada. Kimsenin kimseyi insan yerine koyup bilgilendirdiği de yok dinlediği de yok. Genelde durum böyle.
    İnsanların idrak etmede kabiliyetlisi var kabiliyetsizi var. Bilgilisi var bilgisizi var. Hoşgörülüsü var, anlayışsızı var. Hoşgörü buraya uymadı belki. Düşünceli bir şekilde hareket edecek olgunluğa gelmemişi var demeliyim.
    Yanlış anlayıp öfkelenen kişiler olabilir. Gerçekte bunlar sizi yanlış anlamasalardı size teşekkür edecekti (sözün gelişi). Ama yanlış anladı öfkelendi. Sonuçta zor durumda kalan kendisi oldu. Ve buna siz sebep oldunuz. Ve de benim böyle insanlarla işim olmaz diyorsanız.. Yani eğer bu durumda böyle derseniz.. bu yanlış olur. O halde kasıtlı çarpıtanları kastediyorsunuz. Ben ise düşüncesizlik yapanları kastediyorum.

    4- “… insanların gerçekten anladığı, değiştiği sanrısı yakalanabilir belki, …” demişsiniz. İnsanların değişemeyeceğine inanıyorsunuz gibi bir anlam çıkıyor buradan. Buna katılmıyorum diyebilmem zor. Maalesef örneklerini çok defa görüp üzüldüğüm oldu. Ama en azından kişi inandığı davasında insanlara inandığı güzellikleri anlatıp öğretmeye çalışmalı diye inanırım. Bunları tavsiye etmemdeki maksadım da insanların karşıt davadaki insanları düşmanı gibi görmemesi içindir. En azından bu sağlanabilmeli.
    Benim bu yazıma zaten sizin yazılarınızın da bulunduğu sitedeki “bir gurup kendini bilmez” adlı yazının altındaki bir polemik sebep olmuştu.

Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz

Buradaki diğer yorumlara olabilecek eleştirilerinizi hakarete kaçmadan yapmalısınız.