Rejim Değişikliği Kaygısı
Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı üzerine bazı başörtüsü savunucuları diyor ki:
“Avrupa ülkeleri gerçek anlamda laik ama o ülkelerde başörtüsü yasağı yok.”
Niçin böyledir benim fikrim:
Çünkü o laik Avrupa ülkelerinde böyle bir sebeple devlet rejiminin değişmesi ihtimal dâhilinde değildir. Bizde Kurandaki ve Sünnetteki İslam’a göre dini vecibelerini yerine getirmek isteyen çok sayıda büyük ve geniş kitleler var. Bir cemaat değil, binlerce cemaat. Yurdun her yerinde. Ve onlar her şeyleriyle halktan birileri. Cahil bırakılmış kitlelerin ise onlara saygısı sevgisi çok büyük. Onların rejimi değiştireceğinden, Türkiye’yi Türkiye İslam Cumhuriyeti haline getireceklerinden büyük endişe duyuluyor.
İşte bu korku büyük. Yasaklar bu yüzden. Hazımsızlıklar bu yüzden.
Hazımsızlıkların sebebi ise din düşmanlığı değil. Rejim değişikliği kaygısı.
Eğer İslami cemaatler bu denli güçlü ve yaygın olmasaydı turbanlı veya başörtülü öğrenci kızlarımızın sayısı daha az olurdu. Bu durumda onlara üniversitelerde başörtüsü yasağı uygulanmazdı. Çünkü öyle bir durumda rejimde herhangi bir değişikliğin yapılabilmesi mümkün değil gözüyle bakılacaktı. O zaman Avrupa ülkeleri örnek alınacak ve üniversitelerde başörtüsü yasaklanması olmayacaktı.
Türkiye halkının kadınlarının çok büyük çoğunluğu başörtülüdür. Halkın ezici bir çoğunluğu ise üniversitelerde başörtüsünün serbest olmasını istiyor.
Türkiye’de demokrasi çıkmazı var. Ben bizim demokrasimizde bir mantık görmediğim için bunun üstünde durmuyorum. Başörtüsü meselesi ise çok kuvvetli bir inanç meselesi. Bu bağlamda, demokrasiye uygun olsun veya olmasın, üniversitelerde ve eğitim kurumlarında başörtüsü yasağı ancak bir zulümdür.
Başörtüsü yasağı yüzünden okul hayatını terk eden, bunalıma giren, hayatı kararan kızlarımız var. Birçok tesettürlü genç kızlarımız üzerindeki gözlemlerime göre diyebilirim ki eğer dinimiz İslam’da intihar kesin olarak haram olmasaydı çok kızımız üniversite önlerinde kendilerini yakarak başörtüsü yasağı zorbalığını protesto ederdi. Kimsenin umursamadığı dertleri o kadar derin ve büyük. Çünkü onların hayatları mahvedilmiştir. Üniversitede okuma hakları ellerinden alınmıştır.
Not:
“Başörtüsünün devlet kurumlarındaki yasaklılığı direkt laiklikle ilgilidir. Bu yazımda niçin laiklik konusuna değinmemişim?” muhtemel sorusuna cevap:
Hiçbir zaman laik olmamış bir ülkenin tek laiklik kusuru başörtüsü mü olacaktı?
Şu yazılarımda bahsetmiştim:
1- http://www.alivesitesi.com/laiklik/ 2- http://www.alivesitesi.com/turkiyede-laiklik/
Etiketler: başörtüsü yasağı, rejim değişikliği, tesettür, turban ve siyaset, turban yasak, Türk laik rejimi, üniversitede başörtüsü
Haziran 9th, 2008
saat: 3:35 am
Genel manada dogru fakat ben yinede meselenin rejimden cok din dusmanligi ile ilgili oldugunu dusunuyorum,yani inancli insanlara karsi genel manada bir tavir var malesef…
Laik oldugunu one surdugumuz Avrupa ulkeleri veya Amerika gibi yerlerde Dinine bagli olanlar daha da sevilir ve saygi gosterilir.Bu saygi sadece halk arasinda degil devlet kurumlari arasindada boyledir.Dinin getirdigi bir ‘iyi insan’ tablosu var cunku.
CHP zihniyetindekiler, bugune kadar Ezanlari degistirmeye cabalarindan yasaklamalara veya kuran kurslarini kapatmalar gibi ustune birde inanci saglam olup halki yonlendiren ve Allah dostu olmalari kuvvetle muhtemel olan insanlari ”istiklal Mahkemeleri” adi altinda idam ederek bu millete en buyuk kotulugu yapmisitir.
Fakat sanirim kalanlar turlerinin son ornekleri
‘Her nefis olumu tadacaktir’
Haziran 9th, 2008
saat: 3:56 am
Yakınen tanıdığım koyu CHP’li ve de “din düşmanı” gibi algılanacak kişiler var. Ama her şeyden önce şunu görüyorum: Kendileri Allaha ve ahirete inanıyor. Kurana, peygamber efendimize inanıyor. İnanmayanları da vardır şüphesiz ama herhalde çoğunluğu inanç sahibidir.
Aynı inancı geniş çapta paylaştıkları halde niçin bu kadar uzaklar?
Bence bunun cevabı: Çocukluklarından beri devamlı maruz kaldıkları bitmek tükenmek bilmeyen telkinler.
Onları telkin edenlerin kendileri İslami konularda hiçbir şey bildikleri yok. Eski kuşaklar ya tamamen bilgisizmiş ya da kasıtlı olarak kendilerini bilgisiz gösteriyorlardı. İkisinden biri.
Meselâ şair Orhan Veli İslam davasındaki insanların tek derdinin mızraklı ilmihal kitabında yazılanlar olduğunu sanıyormuş. Sözleri doğru ise, bu demektir ki mızraklı ilmihal kitabının içeriğini kesinlikle bilmiyordu. O kitaptaki bilgiler onların davası imiş sanıyormuş. Bunu bir kitabında okumuştum. şiir değil, düz yazı şeklinde. Ciddi ciddi yazmış. Şaka gibi basit bir anlatımı yoktu.
Benzer bir şeyi Nazım Hikmet’in bir şiirinde de gördüm.
Yani İslam hakkında bilgileri sıfır olan eski kuşaklar başka türlü bir nesil yetiştiremezlerdi. Onlar islamı çok basit bir iki ritüelden ibaret batıl bir din sanıyorlardı.. Durum bunu gösteriyor. Ve de bu yüzden çoluk çocuğunu, öğrencilerini İslam dininden şiddetle uzak tutmaya çalışıyorlardı.
O eski kişilerin Mızraklı ilmihal kitabını gündeme getirmeleri kendilerinin gerçekten son derece bilgisiz olduklarının ciddi bir ispatı.
Haziran 9th, 2008
saat: 4:00 am
Tamamda bu insanlar uzayda yasamiyor sonucta,bu milletin icinde bu milletin kulturu ve inancini gorerek yasiyor…Adam orda bacak bacak ustune atip ”Haca gidersen muhammed seni birakmaz!”’diyip ustune biyik altindan gulumseyerek belki inanmayanlarin bile gosterdigi saygidan yoksun olarak kustahlasabiliyor…Baksaniza ne bir ozur ve ne pismanlik.
CHP zihniyeti derken bunu kastediyorum yoksa oy veren ve sozunu ettiginiz telkinlerle beyni kirletilenleri degil…
Haziran 9th, 2008
saat: 4:10 am
O tipler sadece CHP’de değil ki..
Hem o kişi münafıklık yapmamış. Diğerleri yalan söylüyor ve de malı götürüyor.
İnsanlık erdemlerinden yoksun kişiler her zaman her yerde var. Bahsettiğiniz kişi onca yıl yaşamış ama ne yazık ki insanlıktan nasibini almamış. Var böyleleri. Her yerde olabiliyor.
Üniversitede ateist arkadaşlarım vardı. İnanmadıklarını gizlemezlerdi. Ama insanlıkla ilgili her şeye büyük saygıları vardı. Ben namaza gidip sonra tekrar yanlarına döndüğümde saygı ve sevgi ile “Allah kabul etsin” deme nezaketinde bulunurlardı. Bunun yanı sıra müslüman olduklarını söyleyip namazımla alay eden sözde din kardeşlerim de vardı. Sen gerici mi oldun, uçacak mısın.. vesaire..
Öyleleri de var böyleleri de…
Haziran 9th, 2008
saat: 4:16 am
CHP aslinda bu sozunu ettiginiz tiplerin yonlendirdigi siyasi baglantilaridir bana gore.cunki en yatkini olanlar onlar gerci son zamanlarda buna MHP de dahil oldu ne yazikki.
Neyse siyaset uzerinde fazla durmak istemiyorum
Rabbimiz islahi mumkun olanlari islah eder ve islahi mumkun olmayanlara adaleti ile tecelli eder mutlaka…
Haziran 9th, 2008
saat: 4:26 am
Ya görüyorsunuz işte birtakım Türkçüler ve aşırı Türk milliyetçileri: Onlara hiçbir zaman İslam konusunda güvenmemişimdir.
Eskiden apaçık “Tanrı dağları kadar Türk ol, Hira dağı kadar müslüman ol” derlerdi. Şimdi bu olmazsa olmaz sloganlarını gizli tutuyorlar. Şimdiki genç taraftarları dahi bu gerçeği bilmiyor.
(Tanrı dağlarının yanında Hira dağı ancak bir zerre gibi küçük kalır. Ne demek istedikleri apaçık meydanda)
Onlar için Türklük esastır. İslam ise basit bir araçtır o kadar. İslamı bu denli küçültenlere müslüman denmez.
Haziran 10th, 2008
saat: 1:02 am
Haklisin kardesim,
Milletini sevmek baskadir fakat milliyeti kutsamak ve islamiyetin onunde tutmak yanlistir,hemde buyuk bir yanlistir…
Haziran 10th, 2008
saat: 3:07 pm
Aslında şu başörtü yasağı varya, buna eşit olarak bir de mini etek yasağı olmalı. Mini etek veya orası burası açık kıyafet giyen kızlar da derslere alınmamalı. Çünkü onlar topluma tesettürlü öğrencilerden daha çok zarar veriyor.
Düşünün evde kalan üniversite gençliğinin su faturalarını filan 
İşin esprisi de, tesettürlülerin de en az diğerleri kadar eğitim alma hakları var, diğerlerinden kıyafet ve düşünce dışında önemli bir farkları yok ki. Gelin görünkü üniversiteye gezmeye tozmaya gelen bir çok kız öğrenci boşuboşuna derslere girip duruyor, seneye de aynı derslere gireceğii bilerek. Bunları yasaklasak daha doğru olmaz mı? Yok canım onlar olmasa üniversiteler nereden para kazanır.
Haziran 10th, 2008
saat: 3:41 pm
Benim zamanımda istanbul üniversitesi edebiyat fakültesinde neler görüyordum. merdivenlerde yayılıp oturanlar, kucak kucağa gibi.. Kolidorlarda sevişenlere kadar. şimdi var mı bilmem. herhalde daha fazlası vardır.
Öğretim kurumlarında başörtüsü yasaklanacaksa her türlü serbestlik yasaklanmalı. Askeri bir disiplin hakim olmalı.
Haklısın. Doğru diyorsun.
Haziran 11th, 2008
saat: 6:12 pm
Merak etme senin gördüklerin bugünde fazlasıyla var. Durum gerçekten kötü. Sınıflarda da sevişiyorlar artık rahatlıkla.
Tek problem başörtüsü değil yani, başı açıklarda en azından onlar kadar problem.
Gerçi erkek arkadaşı ile kol kola dolaşan öpüşen baş örtülüler de görmüyor değiliz. Cemaat yurtlarında da belletmen dediğimiz abiler ne mallar götürüyorlar…
Haziran 11th, 2008
saat: 8:07 pm
Dediklerini biliyorum onun için fazla bir şey diyemiyorum. Yani tipik bir “tencere dibin kara seninki benden kara” olayı.
Eleştirsem bin bir delil ile susturulurum. O halde kimse hiçbir hak aramasın bıraksın.
Doğru söyleyen dokuz köyden kovuluyor imiş.. idi.. ama bir yandan şimdi doğru söyleyenleri kovanlar da artık kovuluyor. Her şey kontrol altında mıdır nedir. Ne nasıl kontrol altında..
Sabır… sabır… (kendime diyorum)…
Haziran 11th, 2008
saat: 8:29 pm
Son yazdığınız yoruma % 100 katılıyorum.Askeri disiplin şart.Ukala ukala hareketler falan bunlar öğrenci adamı bozar.Bizim lisede disiplin üst safhada.Disiplin sayesinde ilk mezunlarıyla lisemiz İstanbul’da 4. oldu.Öss’de oldukça başarılı olunmuş disiplin sayesinde.O bahsettiğiniz kucak kucağa sevişenler vs. edepten ardan nasiplenememiş insanlardır.Ama disiplin olduğu zaman insani hal ve hareketler baş gösterir.
Bir de bu “mahalle baskısı” terimi var (bu kelimeyi duyduğum anda sinirlerim tepeme çıkıyor!).Kendini çağdaş sanan kitle bunu genellikle dinin gereğince yaşandığı yerler için kullanıyor.Ama onlar da baskı yapıyor.Ben bu güne kadar hiç kimsenin başının zorla kapatıldığını görmedim.Evrenkente girerken hiçkimseye zorla başörtüsü takacaksın dendiğini görmedim!
“Dinde zorlama yoktur.” Ben kimseye kapan demiyorsam kimse de benim anama, bacıma başını aç diyemez!
Şu an haberlerde danimarkalıların düzenlediği “Türban Güzeli” yarışması hakkında bir haber var.Bakalım daha neler göreceğiz.
iyi de oldu!
Ahanada bir haber daha Ukraynalı kızlar protesto için soyunuyormuş.
Bu kanalı izleyende kabahat.Ahana da kanal haber veteresi çıkmadan değiştirildi
Haber bültenine döndü yorumum.Ama isterseniz silebilirsiniz.Duyduklarım ilginçti ben de yazdım
Haziran 11th, 2008
saat: 8:39 pm
Din adına büyük hatalar yapanlar da var. mantıksızca islam düşmanlığı yapanlar da. ama “islam düşmanlığı yapan” kesim tam anlamıyla bitmiştir: Hiç uğraşmaya değmez. İt ürür kervan yürür. Köşeye sıkışmış olan kedi canavar kesilir. Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
Haziran 22nd, 2008
saat: 9:59 pm
Buradaki esas yazımın anafikri ile ilgili:
“Nazım Hikmet” için de aynı şey söz konusudur.
Yani eğer Nazım Hikmet’in davasını güdenler eskisi gibi çok sayıda olsaydı Nazım Hikmet bugün yine vatan haini diye anılacaktı.
Bu kadar net ve kesin. 2X2=4 nispetinde kesin doğru bir gerçek.
Hiç kimse sahteden Nazım Hikmet’i seviyorum demesin. Bugün onu en çek sevdiğini söyleyen kesimden insanlar şartlar dediğim gibi olsaydı onun ölüsüne bile saygı duymaz, vatan haini, bölücü gibi her türlü hakarete başvururlardı.