Laik Yaşam tarzı
Laiklik nasıl olur da kişinin hayat tarzı olur? Olamaz elbette. Çünkü laiklik eski yazılarımda anlattığım gibi toplumu oluşturan bireylerle ilgili değil devlet yönetimi ile ilgilidir. Laik bir devlet hiçbir kararını, hiçbir uygulamasını dine dayandırmamak zorundadır. Laikliğin gerçeği budur.
Bizim devlet rejimimiz ise 80 küsür yıldır gerçek anlamda laik olamamıştır. Bunları evvelden yazmıştım.
Şimdi bazı kişiler insanları laikleştirme(!) gayretinde.
Önce devlet yönetimini gerçek laik yapsınlar; güçleri yetiyorsa ve işlerine geliyorsa!!!
Devlet kadrolarında cami imamları olmamalı. İmam hatip okulları kapatılmalı. Bunu yapamıyorlar akla mantığa uymayan şeylerle uğraşıyorlar.
Laiklik “devlet yönetim biçimi” ile ilgilidir. Bireylerle ilgili değildir. Bireyler laik devlet modelini savunabilirler o kadar. Fazla ileri giderlerse yine “laik” olamazlar. Ancak “Laiklikçi” olabilirler.
Ben “laik”im diyen kişinin aklından zoru vardır. Kendisini devlet sanmaktadır.
Dinsiz imansız insanlar bile laik bir devlet gibi laik olamaz. En basit örnek: Eve gelen misafir namaz kılmak isterse “Benim hayatımda, benim evimde dinin yeri yoktur” diyemez. Buna en başta vicdanı izin vermez. Sonra kişinin insana verdiği saygı vardır.
Ben ise fazla ileri gitmeyip sayın başsavcımızın hatalı ifadesini çarptırmamalıyım. Ama öyle bir söz söylemiş ki çarptıranları suçlayamıyorum.
Başsavcı aslında şunu demek istemiştir: Hayatımızda “devletin laiklik ilkesini” kendi davamız belleyelim. Herkese anlatalım. Yanlış bilenleri aydınlatalım.”
Yani akıl var mantık var. Eğer başsavcımız aklını mantığını kaybetmemişse dediğim gibi bir şey söylemek istemiştir.
Feci bir yanlış cümle kurmuş ve komik duruma düşmüş. Bu durumda herkes benim gibi fazladan iyi niyetli düşünmüyor. Çünkü öyle demek istediğine dair hiçbir şey göremiyorum kurduğu cümlede.
Evet, sonuçta sayın başsavcımızın düştüğü hata ile onu yargılamayı doğru bulmuyorum. Ama laf açıldı bir kere. Başsavcımızı tenzih ederek konuya devam edeyim:
“Laik” kişi nasıl yaşar:
Öyle bir devlet ki.. pardon öyle bir kişi ki, hayatında her adımında, her kararında dinin zerre kadar yeri ve etkisi olmayacaktır. Peki bu nasıl olacak? İşte cevap:
Eve gelen misafirler namaz kılmak isterlerse “Bu evde laiklik var. Bizim hayatımızda dinin yeri yoktur! Burada namaz kılamazsınız!” diyecek.
Ramazanda oruç tutmayacak, iftar davetlerine katılmayacak.
Ne olursa olsun dua etmeyecek, “inşallah” bile demeyecek.
Gusül abdesti ile vakit kaybetmeyecek. Duş alabilir veya banyo yapabilir ama dikkat etmeli, gusül niyetinde olmamalı. Yoksa laiklikten düşer!
Bunlar abartma değil. Laik devlet pardon laik insan böyle olmak zorunda. Kendisini devlet sanan laik(!) kişiler ancak böyle davranmakla laik olabilirler.
Aksi taktirde teokratik olurlar.
Bu gidişle insanlarımız laik ve teokratik olmak üzere ikiye ayrılacak.
Ne günlere kaldık. Başsavcımız bile ne diyeceğini şaşırdı.
Çok önemli not: Bu yazım AKP’yi savunmak için değildir. Ancak muhalefetçiler artık o kadar aciz kaldılar ki akla mantığa uymayan sözler söyler oldular. Bu durumda ben de yazma hakkımı kullandım!
Etiketler: başsavcımıza göre laiklik, laik insan, laik yaşam tarzı, laiklik, laiklik ilkesi
24 Haziran 2008, 1:30 pm tarihinde.
Yazımda çelişki var mı?
Hem başsavcımızın hatasını çarpıtmayayım demişim hem de onun meşhur sözü için neler yazmışım, özellikle ilk yarıdaki sözlerim..
Çelişki yok. Çünkü başsavcımızın o hatalı sözünü “hatalı şekliyle” doğru kabul eden insanlar çok. Üstelik yeni değil. Değişik şekilleri uzun zamandır savunuluyor.
İşte bu yüzden yazım bu şekilde oldu.
Bir örnek: Bazen şurdan buradan okuyor veya duyuyorum: “Ben laik, çağdaş, Atatürkçü bir Türküm!”
Bunun gibi cümlelerde bazı kişiler kendilerinin laik olduklarını iddia ediyor.
O halde Allahın kitabı Kuran-ı Kerîm’i her şeyden üstün tutan bir müslüman olarak ben ise teokratik olmuş oluyorum öyle mi? Ben devlet miyim ki teokratik olayım?
Laiklik devlet yönetimi ile ilgilidir. Şu an için ve ılımlı İslamcılardan kurtuluncaya kadar da laikliği gerekli görürüm. Laikliği benimsemesem de laik devlet rejiminin şu an için gerekli olduğunu savunurum. Bu savunmam beni ne laik eder ne başka bir şey.
Kuranı Kerim hükümlerini savunmam beni teokratik etmez.
Laik rejimi savunan insanlar da laik değildir. Devlet laik olabilir. Kişi olamaz.
Devlet rejimleri ile ilgili her sıfat bireylere verilemez.
Şunu da yazayım:
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtulması, işgalcilerin def edilmesi, vatanın kurtarılması basit bir iş değildi. Nerden bakarsak bakalım mucize denebilecek derecede büyük bir başarıydı. Biz oturduğumuz yerden ahkâm kesiyoruz.
Bugün hangi görüşten olursak olalım en azından bu topraklarda yaşamamızı borçlu olduğumuz atalarımızın, şehitlerimizin emeklerine saygılı olalım. Unutmayalım ki o mucizevi başarı ancak ve ancak iman kuvveti ile olmuştur. Başka bir izahı olamaz. Bugün bazı yabancı tarihçilerin hâlâ akılları almıyor nasıl oldu da Türkler o kadar düşmanlarla başa çıkabildiler diye…
Türkiye halkı olarak barış içinde, büyük saygı sevgi çerçevesinde birbirimizi ikna ederek zamanla laik olan veya laik olmayan bir şekilde devlet rejimimiz yenilenebilir.
İkna çalışmalarında her şeyden önce dürüstlük, erdemlilik şart.
Çirkin siyasetlerle Türkiye halklarının sırtından para kazanan, kıralar gibi yaşayanlar var. Dindar veya dine saygılı görünüp öyle bir düğün yapıyorlar ki biz Türklerin 1000 yılı aşkın İslamiyet tarihimizde devlet yöneten atalarımız arasında bunların yaptıkları israfın binde birini yapan yoktur.
Bir yanda PKK elebaşları.. bir yanda bunlar.. Olan Türkiye halklarına oluyor. Elebaşları kırallar gibi yaşıyor ve de kendilerini cidden kıral sanıyor. Halkın yüzde seksenden fazlası büyük sefalet içinde onların sahte vaadleri ile ezilerek sömürülerek uyuyup gidiyor.
24 Haziran 2008, 2:02 pm tarihinde.
Valla doğru söze ne hacet. Cuk diye oturmuş. Laikliği kendi tekelinde sananlara cevap niteliğinde olmuş.
24 Haziran 2008, 2:37 pm tarihinde.
Devletin kadrolu imamlarına, dini kurslara filan sosyal devlet anlayışı içinde yanıt bulunabilir, sonuçta devlet halk içindir,
Ama hiç itiraz edilmeyen bir konu, burası laik devletse yabancı ülkeler camileri için neden Türkiye’den imam talep ediyor, biz neden kabul ediyoruz, burası laik devlet islam ülkelerinden isteyiniz, gibi bir cevap verilemez mi. Bilenler varsa merak ettiğim diğer laik ülkelerde kilise elemanları kadrolu, maaşlı filan mı, serbestçe mi seçiliyor.
24 Haziran 2008, 3:46 pm tarihinde.
Sosyal devlet.. dediğin gibi olabilir de bizdeki uygulamaların gerçek sebebi halkı gerçek İslam alimlerinden uzak tutmaktı. İlk amaç buydu. O amaç yerini bulamadı.
Şimdi bak laikliğe hiç uymayan bir şey: Devlet imam yetiştiriyor ve ihraç bile ediyor!! Bir de Türkiye laiktir laik kalacak derler!!
Avrupa’daki kilise din görevlilerinin maaşları hakkındaki soru için:
Duyduğum kadarıyla… Bütün Avrupa ülkelerinde aynı şekilde midir bilmiyorum ama o laik Avrupa ülkelerinde halkın gönüllü olarak kiliselere üyeliği var. Bu resmî halde tutuluyor. Üyelerin maaşlarından para kesilerek kiliselere aktarılıyor. Devlet kasasından hiçbir ödenek ayrılmıyor. Kiliselerin gelirleri tamamıyla kendi üyelerinden sağlanıyor. Herhalde o üyeler özel bağışlara da teşvik ediliyordur.
Üye olmak istemeyenlerden tek kuruş alınmıyor. Onların maaşlarından din kesintisi yok. Böylece ne devlet bütçesi dinden etkileniyor ne de kiliselere bağlı olmak istemeyen halk!
Yani o devletler diyor ki “Ey halkım, ben o kadar laik bir yapıya sahibim ki, devlet yönetiminden tek kuruşu din için harcamıyorum. İnançsız insanlardan vergi alıp din görevlilerine vermiyorum. Size de baskım yok. İnançlı olanlarınız inancınız doğrultusunda kendiniz kendi din işleriniz ve din görevlileriniz için gereken parayı kendiniz vereceksiniz.”
Cevap benden bu kadar. Daha iyi bilenler varsa yazabilir.
25 Haziran 2008, 3:37 pm tarihinde.
Selamlar
” Bilenler varsa merak ettiğim diğer laik ülkelerde kilise elemanları kadrolu, maaşlı filan mı, serbestçe mi seçiliyor?”
sorusuna cevap vermek istedim,Laiklikten kasit nedir?hangi ulkeleri laik olarak tanimlarsiniz orasini kestiremiyorum malum laikligin ne oldugu belli degil goreceli bisey oldu.
Sayet Fransa,Hollanda,Almanya gibi yerleri laik olarak degerlendireceksek bu ulkede din gorevlileri daha imtiyazlidir,maaslarini devlet oder .Yonetici kardesimin soyledigi milletten gelen paralarda kendilerine cerez parasi olarak arti gelir kaynagi olur
Laiklik gibi bir kaygilari dertleri yoktur,Roterdamin merkezinde bildigim bir devlet binasinin 100 de 70 i muslumanlardan ve turklerden olusmakta fakat kilik kiyafet konusunda bir sinirlama yok.
Bunun yaninda Kiliselere devletin ek butcesi ve odenegi vardir,kilise yapimlarinda kolayliklar saglanir arsa verilir bina yapimi icin gerekli ihtiyaclar saglanir.Bunu kismen camiler icinde yapmaya basladilar.
Papazlarin yesil pasportu olup ulkeler arasi serbest dolasim haklarida var.Gerci bizim imamlarda turkiyede veya yurtdisinda belirli sure gorev yaptiktan sonra ayni hakka sahipler.
Simdilik bildigim bukadar…
25 Haziran 2008, 7:14 pm tarihinde.
Bu bilgiler doğruysa onlar da tam olarak laik değil. Laik bir devletin görevi halkı eğitmektir, asayişi sağlamaktır, sağlık kurumlarını geliştirmek ve güçlendirmektir. Sonra sanatçılara ve dindarlara belirli sınırlar çerçevesinde özgürlük tanımaktır. Halkı eğitimi ise bilimsel gerçeklerle olur. Biz inananlar için en büyük gerçek islamdır, islamın bilime karşı olduğu yoktur bu ayrı. Laik devlet eğer halkın dinine hizmet edecekse burada kendisinin “laik” olması ile çelişiyor ve laik olmasının sonunu hazırlıyor demektir.
Bu açtığım konunun devamı yeni yazılarımda olacak.