Kuran Okumak ve Sevap Hırsı
Sevap olduğuna inanılan aktiviteler körü körüne yapıldıkça insana sevap değil belki günah kazandırır. Sevap kazanmak için Kuranı bilmediği anlamadığı Arapça dilinde okumakla insan acaba gerçekten sevap kazanıyor mu? “Ameller niyetlere göredir” hadisi böylesi ciddi bir konuda herkes için geçerli olmayabilir. Çünkü öyle meseleler vardır ki insan “bilmiyordum” demekle kurtulamaz.
Bu konuda, hayatını İslami ilimlere vakfetmiş ayrıca bir Nakşibendi şeyhi olan Mahmut Ustaosmanoğlu hiç de halkımız gibi düşünmüyor.
Kendisinden hatırladığım sözler:
• Manasını bilmeden Kuran okumak insana hiçbir şey kazandırmaz. (*1)
• Herkes Arapça öğrensin. 70 yaşında bile olsanız Arapça öğrenin.
• Arapça bilmeyenler her gün Türkçe meal Kuran’dan ayetler okusun anlamı üzerinde düşünsün. Bu sizin kalp gözünüzü (*2) açar.
O zat bunları ısrarla söylüyordu. Bana nasihat veren sokaktaki dindar vatandaş ise “Sen Kuranın Türkçesini okuma yanlış hüküm verirsin. Bu âlimlerimizin işidir. Sen okuma düşünme. Arapçasını tecvidli oku sevap kazan.” gibi akla mantığa uymayan nasihatleri verip duruyor.
Şimdi ben bütün hayatını Allah rızası için İslam ilimlerine vakfetmiş bir İslam âlimine mi inanayım yoksa sokaktaki Necati amcaya mı? Bu Necati amcalar her yerde.
Kuran insanlara Allahın hükümlerini bildiren bir kitaptır. O hükümler “insanlar okusun ve gereğini yapsın” diye Allah tarafından gönderilmiştir. Kuranda pek çok ayetlerde okumaktan, düşünmekten, akıl sahibi olmaktan bahsediliyor. Okunmalı ve gereği yapılmalı. Gereği nasıl yapılacak, peygamber efendimizin uygulamaları örnek alınmalı. İslam Âlimlerine danışmalı. tefsir kitaplarına bakılmalı. Dindar müslümanın derdi bu olmalı. Sevap kazanma hırsına kapılmamalı.
Kuran-ı Kerîm kitabında metalürjiden tıp ilmine, zoolojiden uzay ilimlerine kadar her ilim alanında insanlara hedef gösterilmiş. Buna rağmen günümüzde bu ilimlerde müslümanlar değil Avrupalılar söz sahibidir. Böyle olmasındaki sebep İslam toplumlarında Kurandan uzak anlayışların çok daha güçlü olarak yaşanması olabilir. Taht kavgaları, mezhep çatışmaları gibi.
Dipnotlar:
(*1) Ölülerinize Yasin suresi okuyun gibi hadisler var. Bunun manevi tesiri vardır. Ama herhalde vazifesini bilen şuurlu Müslümanların okumasıyla olabilir bunlar.
Yasin suresinin içindeki şu iki ayet yanlış düşüncelere cevap gibi:
69. Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir;
70. Diri olanı uyarsın ve gerçeği örten nankörler/inkârcılar aleyhine söz hak olsun diye indirilmiştir.
Yetmişinci ayette “diri olanı” yani hayatta olanı, ölüleri değil… diye ifade edilmiş. Ama burada “diri olan” demekle o kastedilmemiştir diyenler çıkabilir. Yanlış da değil gerçi ama Kuranın mucizeliği zaten bir sözünde iç içe ve kişiden kişiye değişen birden çok anlamlarının olmasıdır. En çok en genel anlamları üzerinde durulmalı. Özel durumlarda ve gerektiğinde diğer anlamları tefsirci alimlerin yol göstericiliği eşiliğinde incelenmeli.
Mahmud Efendi Hazretleri’nden naklettiğim sözü yanlış bulabilecek kişiler için:
Bilindiği gibi, islam dini ile mükellef oluşumuzda islam şeriatinin olmazsa olmaz sınırları vardır. Bu sınırlar ne pahasına olursa olsun çiğnenmemelidir. Şeriat zahire hükmeder. Bunu titizlikle korumamız ehli sünnet akaidince şarttır. Batıni meseleler, tarikat yolundaki keşifler ve kerametler, batın ilmi gibi şeyler tümüyle gizli tutulmak zorunda. Bazen öyle yüksek hakikatler vardır ki şeriat onları kabul etmez. Bunda bir yanlışlık yok. Çünkü şeriat sınırlarının ihlal edilmesi insanlığın düzenini bozacak, dini karıştıracak her şeyin kapısını açar.
Bütün bu sebeplerden dolayı Mahmud Efendi Hazretlerinin sözünü doğru kabul etmemiz gerekiyor.
(*2) Burada geçen “kalp gözünün açılması” ifadesi şu anlamda kullanılmıştır: İnsanın düşünsel yeteneklerinin artması, anlayış kavrayış melekelerinin gelişmesi, zihninde yeni yeni akıl etme kanallarının devreye girmesi. Ve böylece kişinin hak ile batılı şuurlu bir şekilde ayrt edebilmesi.. İşte insanın kalp gözünün açılması bu demektir. O zatı iyi tanıdığım için ne demek istediğini biliyorum. Keşif gözü ile kalp gözü birbirine karıştırılmamalı. Uzakdoğu mistisizminde keşif gözü için “üçüncü göz” terimi kullanılır.
Etiketler: kalp gözünün açılması, keşif gözü nedir, kuran okumanın sevabı, mahmut ustaosmanoğlu, ölülere yasin okumak, sevap hırsı, üçüncü göz
March 22nd, 2008
saat: 9:34 pm
Kur’an-ı Kerim’in arapça okunuşu mutlaka öğrenilebildiği kadar öğrenilmeli. Bu şekilde okumanın sevabına ve tesirine inanıyorum. Eğer arapça bilinmiyorsa, meallerden ve tefsirlerden mânâlarıda incelenmeli. Ama kişi kendisi tefsir yapmaya kalkmamalı. Bu çok büyük bir sorumluluk.
Kişi meali veya tefsiri okusada bir şey anlamayabilir veya yanlış anlar. Mutlaka alimlerden faydalanmalıdır.
****
Cevap:
Anlamını bilmeden, saygıyla okuyan takvalı temiz müslümanlar herhalde allahın rahmetiyle feyiz alabilir. Ama bu çok özel ve istisnai durumdur.
Kuranı saygıyla, inanarak Türkçe mealinden okuyan ise elbette inancından ve saygısından ötürü tefsirlere de bakar alimlere de sorar. bir iki meczubun hatasını bütün insanlar yapar sanmayın.
Tefsir yapmak başka üzerinde tefekkür etmek başka. insan düşünürse elbette konuşacak da. hatta hüküm bile çıkarabilir. bundan korkmamalısınız. Ayette namahreme bakmayın diye emredilmiş. okudum anladım. düşündüm. mantıklı sebepler buldum. hüküm çıkardım. bakmamalıyım dedim. insanlar bakmamalı dedim. ne kadar güzel. ne var bundan korkacak?
Ben zaten hüküm çıkarmıyorum kuranın kendisinin güzel ifadesi çoğu zaman yetiyor. ama çıkarabilirim. bu benim ciddi bir sorumluluğum. hüküm çıkartmadan insan nasıl tefekkür edebilir? nasıl alimlere soru sorabilir?
islam dininin yanlış yorumlanmasıyla halka okumayın düşünmeyin baskıları yapılmakla bu hallere geriledik.
düşünmeyelim bizim yerimize alimler mi düşünsün?
düşünmezsek alimlere zaten soru da soramayız ki!
Bana kuranı okuma düşünme diye baskı çok yapılıyor. Bu konuda yani “okumayın düşünmeyin tefekkür etmeyin” konusunda sağlam bir kaynak yok. sadece söylentiler çok büyük ısrarla kulaktan kulağa yayılıyor. tam tersine kuran baştan sona okuyun DÜŞÜNÜN emirleriyle dolu.
Kuran okursak göreceğiz ki hiçbirimizin yatacak yeri yok. bu yüzden okumamamız lazım(!)
zalimlerin yüzüne gülüyoruz. hakkı ve sabrı tavsiye etmiyoruz. sadece müslümanım demekle cennet garanti diye inanıyoruz. ticareti her şeyin üstünde tutuyoruz. Mazlumlar için din ayrımı yapmadan yardıma koşmuyoruz. müslüman değilse gebersin bana ne diyoruz. daha çok şey sıralayabilirim.
Ben şimdiye kadar imanımı kaybetmediysem veya başka dine geçmediysem bunun sebebi kuran okuyup düşünmektir. çok takvalı bir müslüman olamadım ama en azından neyin ne olduğunu ne olmadığını biliyorum.
bir şey daha: dünyada alim kalmazsa veya yakınımdaki alimler sahtekarsa ne olacak? kuranın geçerliliği alimlerin var olmasına mı bağlıdır? bence çok fazla büyütüyorsunuz. Kuran mucize bir kitaptır. korkulacak bir şey yok.