ANA SAYFA      RSS ile takip



Köyün Işığı Öğretmen

Kendi köyü değil. O halktan değil. Türkçe bilmeyen kadınlar bile var köyde. Ama bu öğretmen insan sevgisi ile herkesin gönlünü fethetmeyi biliyor. Köy kadınlarına sadece okuma yazma değil bilgisayar bile öğretiyor. Ne işlerine yarar diye düşünenler olabilir. Doğu illerimizde kadınlara bilmez, anlamaz, bilmesi anlaması gerekmez mantığıyla yaklaşıldığı için o kadınların çoğu kendilerini öyle sanabiliyor.
O kadınlar bilgisayarın nasıl bir şey olduğunu, nasıl çalıştığını öğrenip anlamakla evlerine bilgisayar alacak değil. Ama en azından kendilerinin yepyeni şeyleri öğrenebilir, uygulayabilir olduklarının farkına varıyorlar.
Bu öğretmen mesai saatleri dışında internetten insanlara ulaşarak çocuklar için bir şeyler yapma, yaptırabilme çabasında. Ayrıca yine mesai saatleri dışında çocuklarının anneleriyle vakit geçiriyor. Onlarla vakit geçirmeyi daha verimli kılmak için bilgisayar öğretme gayretine bile girişmiş. Daha önce köy kadınlarına okuma yazma öğretmişti. Şimdi kadınlarla daha yakından ilgileniyor. Yeni yeni aktivitelerle işleri bitmek tükenmek bilmeyen kadınlara bambaşka ufuklar açıyor.
okul çocukları, kardeşini seç kampanyası, kitap gönder kampanyası Matematik bile öğretmiş. Böylece o kadınlar küçük çocuklarına evde ders çalışırken yardım edebiliyor.
Köy kadınlarının günlük yaşamlarında ciddi bir moral kaynağı olmuş. Köyün adeta ışığı.
Şu Yazısını sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim: >>>>>>
Köyün çocukları “annem hiçbir şey bilmez anlamaz” diye düşünmeyecek artık. Çünkü anneleri okuma yazma biliyor, matematikten anlıyor. Bilgisayara bile artık yabancı değiller.
Öğretmenlik yaptığı köyün çocukları için ve anneleri için didinip durması herkese örnek olmalı. O çocuklar sanki kendi öz çocuklarıymış gibi bir sevgiyle devamlı onlar için faydalı bir şeyler yapma çabasında. İnternetteki blogu sayesinde köy çocuklarına yardımlar ulaşılmasını başarıyor.

Kitap gönderme kampanyası da kardeşini seç kampanyası da iyi sonuç vermiş. Blogculuk diyip geçmeyin. Bakın ne kadar büyük hayırlara sebep olabiliyor.

Eminim bu çocuklar 70 yaşına bile gelseler köylerine ışık olan bu öğretmeni asla unutmayacaklar; özellikle annelerini mutlu etmek için annelerine bir şeyler öğretmek için yaptıklarından dolayı onu her zaman çok büyük bir sevgi ile anacaklar.

Etiketler: , , , , , ,

“Köyün Işığı Öğretmen” Yazısına 4 Yorum

  1. fuadyusufoglu
  2. Senin yazını da okudum ve o kardeşimin yazısını da okudum.. Evet güzel şeyler ve yararlı bilgiler var ellerinize sağlık. Ama bu okumamanın müsebbibi acebe baba ve dayılar mı?
    Yoksa milleti bu hale getiren devlet mi? o kardeşimin sayfasına baktım kardeşlerimin resimlerini de gördüm ne güzel gayet güzel bir tablo. Başörtüleriyle toplanmış halde görünüyorlar..Ama bu kardeşlerimiz acebe diyorum başörtüleriyle böyle rahat olarak olarak okullarda okuyabilirler miydi?
    Yanı bizler şunu söyliyoruz kadınlar okusun bu da onların hakkıdır cahil kalmasınlar devletlerine, aile bütçelerine katkıda bulunsunlar doğru çok da doğru bir şey ama bizler devlet olarak onlara ait bazı haklarını kısıtlayrak bunu yapamayız. ama malesef Devlet bunu yapıyor Peki Devlet kim Ha sakın aklına koskocaman Türkiye cumhuriyeti devleti aklına gelmazsın Bu Büyük devlete saygımız sonsuzdur.. İnan ki bunları keyfi muamala olarak gören ve malesef devleti yöneten bir avuç gözleri görmeyen şaşkın insanlardan bahsediyorum. Devletimizin başında teziç ve alemdaroğlu gibi düşünen insanlar varken halımız bu olur…
    Sen kadınlar , kızlar okula gidin kampanyası açacaksın ama kadınlara has olan haklarını ellerinden çekip alacaksın bu nasıl olur?
    Evet bazı kardeşlerimizin birazcık da olsa cahıllikleri var ama kadınlarını kızlarını okula göndermiyenlerin yüzde sekseni bu baş örtüsü yüzünden okullara göndermemeişler.

    *****
    Cevap:
    Öncelikle şunu belirtmek gerekir: Bu insanlar çok fakir bir kesimin insanları. bu yazının konusunda islamın tesettür yönü ile uğraşmamalı. Çünkü o insanlar aşırı fakirlikten çocuklarını okutamıyor. Kız çocuklar okutulamıyorsa şunu düşünün: erkek çocuklar okutuluyor mu? Okutulabilselerdi bugün bütün Türkiyede cahil kimse kalmazdı. Bunların içindeki bazı insanlar çocukları için defter kalem bile alabilecek durumda değiller. Bu yazıda devlet eleştirilecekse öncelikle o bölgede son derece fakir bırakılmış insanlardan bahsedilmeli. Bu sorun üzerinde durulmalı. Sizin açtığınız konuya gelince:
    O resimdekilerin baş örtüleri kesinlikle islami değildir. Geleneksel bir unsurdur. İslami tesettür bilirsiniz toplum içinde uyulması gereken kuralları olan bir kıyafeti gerektirir.
    Bizde çok eski aile fotoğrafları var. 1940′lı yıllardan kalmış. O zamanın kadınları köyden istanbul gelirken veya köyden herhangi bir şehre giderken “tek kıyafet” derli toplu siyah çarşaf giyinirmiş. Şimdi aynı köyden istanbula gelenler başlarında eğreti bir tülbent, sırtlarında çiğ ve göz alıcı renklerde kazaklarla geliyor. Edep yok tertip yok. Siz pijama ile okula gidemezsiniz öyle değil mi? Derli toplu giyinirsiniz. Her neyse, orası köy yeri olabilir. insanlar istedikleri gibi giyinebilir. Ama başörtüsünden niyet “dini gerekçe” ise, bunun ölçüsünü kurandan ve sünnetten almalılar. Dolayısıyla onlar bunu da bilmiyor. Çok dindar insanlardan zengin olanlar kampanya başlatsın islami tesettür uygulamak isteyen ama parasızlıktan yapamayan kadınlar varsa onlara yardımda bulunsun. hem islami tesettür nedir nasıl olmalıdır öğretsin hem onları her konuda kalkındırmaya çalışsın.

  3. degirmenlerekarsi
  4. Öğrenmeye çalıştığımız şeye karar verirken genellikle öğreneceğimiz şeyin direkt etkilerini göz önüne alırız… Oysa ki direkt etkilerin yanında (göremediğimiz, farkında olmadığımız) bir sürü yan kazanç da var.

    Örnek veremeyeceğim bu duruma ama daha anlaşılır ve öz bir ifade ile şöyle söyleyebilirim; temas halinde olduğumuz her öğrenme nesnesi zihnimizin, duygularımızın vs. kalıplarını kırarak daha fazla gelişmemizi ve bir sonraki öğrenme konusunun içine daha kolay girip kilitli ve de pas tutmuş kapılarımızı açmaya hizmet eder…

    Bu yüzden her daim bir öğrenme içinde ve mümkün olduğu kadar fazla şeyle etrafımızı donatma gayretinde olmalıyız…

    Köy öğrencilerinin kentlerde yaşayan öğrencilerden daha az başarılı olmalarının sebebi “uyarıcı” eksikliğidir… Aynı şekilde köy kadın ve erkeklerinin (genel olarak) daha çekimser/öğrenmeye kapalı olmalarının nedeni de bu… Bu yüzden onları ne kadar çok uyarıcı ile karşı karşıya koyar ve o uyarıcıların içine dahil edersek, bu da onların daha bir açılmalarını ve öğrenmeye açık olmalarını sağlayacaktır…

    Bu bağlamda Matrakiye’nin yaptığı çok anlamlı… Ve daha anlamlısı ise -yazında da belirttiğin gibi Ali- hayatlarında yer tutup tutmayacağını düşünmeden bir şeyler yapmaya çalışması… Bu, çok büyük bir idealizm ve farkındalık.

    Görüşürüz, kolay gelsin!

    *****
    Cevap:
    Evet bu öğretmen hanım o köyde büyük güzellikler başarıyor. Bütün bunları yaparken her şeyiyle doğal davrandığı da anlaşılıyor. O kadar doğal ki adeta “iddiasız, davasız” gibi davranıyor. Blog ve site ismi de bunun bir yansıması bence. Hem bu kadar doğal ve sıradan olacaksın hem de bu kadar önemli başarı sağlayacaksın. Belki de işin sırrı burada. Başarının sırrı doğal olmakta ve sevgide olsa gerek.
    Not:
    Yorumunuz akismet tarafından spam olarak tanımlanıp engellenmişti. Siz de akismeti etkinleştirmişseniz biriken spamları kontrol etmeden silmemenizi öneririm.

  5. aylak abaküs
  6. Ne kadar takdire şayan hareket varsa, nerdeyse hemen hepsini sergilemiş. Sahiden büyük başarı. Öğretmenlik mesleğine kendisine adamış bir insan olmalı. Eğitim fakültelerinde de öğrencilere aşılanması gereken duygu bu olmalı, sanki. Sadece öğrencilerine bilgi aktarmaktan yana değil, çevreyle ve okul-aile iş birliği içerisinde yenilikler gerçekleştirmek olduğunu gösteriyor. Kendisini kutlamak lazım.

    Bütün öğretmenlere ve öğretmen adaylarına örnek olsa keşke.

    *****
    Cevap:
    Temennilerinize katılıyorum.
    Öğrencileri için yaptıkları öncelikle bütün öğretmenlere sonra hepimize örnek olmalı. Kadınlarla ilgili başarıları ise, bence bu biraz da mizaç meselesi. Bir de tabi kendisi kadın olduğu için kadınlarla iletişimde bulunabilmesi kolay oluyor. Özeellikle de öyle bir çevrede. Ama yine de, dediğim gibi biraz da mizaç meselesi. Ben kadın olsaydım, öyle bir yerde öğretmen olsaydım aynı başarıyı gösteremezdim diye düşünüyorum. Kendisinde bulunan insan sevgisi, girişkenlik, sıcakkanlılık, fedakarlık gibi değerler eğitimle insanlara kolay kolay verilemez diye düşünüyorum. Ama bir şekilde dediğiniz gibi eğitim fakültelerinde planlı programlı bir şekilde öğrencilere bu erdemli vasıflar aşılanabilir. Yeter ki bunun gerekli olduğu düşünülüp eğitim fakültelerinin müfredatlarında ciddi bir ders olarak ele alınsın. Her öğrencide olmasa bile en azından yarısına yakınında etkili olabilir. Bu kadarı bile gelecek nesil öğretmenleri için çok iyi bir orandır.

  7. matrakiye
  8. İnsan mesleğini severse başarılı olur. Öğretmenlik vicdan mesleği biraz da. Muhatabımız küçük çocuklar ve geleceği yetiştiriyorsak gereken ne ise yapılmalı, yapmalı eğitimciler. Bu çevrede imkanlar kısıtlı ama kısıtlı diye durduğumuz yerde durmamalıyız. Hedefler olmalı, hedefleri gerçekleştirmek için çabalamalıyız. Ben sadece kendi imkanlarımla yapabildiğimi yaptım. Sadece öğrencilerim içindi. İmkanları yok diye bi kenara atılmamalılardı çünkü. Herkes ben gibi değil tabii ki. İnsanın içinden de gelmeli yardım etme düşüncesi. Empati kurmak gerek.

    Burada eğitimli olmak önemli tabii ki ama eğitimi etrafına yaymak önemli.

    Zamanında okula gidemeyen kadınlara okuma yazma öğrettim. Onlarla kadın olmayı konuştum, onlara kek yapmaları için tarifler verdim. Onlarla sadece konuşmam bile onlara mutluluk verdi. Evlerine gidip çaylarını içmem onlara değer verildiğini gösterdi. Okula öğretmene ve özellikle batıdan gelen öğretmene bakış açılarını değiştirdi. Onlar bu toplumun insanı ama toplum yapısı olarak farklı bir coğrafyada yaşamanın zorlukları içinde bazı haklarından mahrum kaldılar. Aileleri okula göndermedi ama onların da kendilerine göre sebepleri vardı.

    Çocuklarınızın akrabalarınızın bu çevreye tayini çıktığında korku ile göndermeyin.

    Gelen yorumlardaki güzel cümleler için çok teşekkür ederim.

    *****

    Cevap:
    Her şeyi bu kadar incelikle yazdığınız için teşekkür ederim. Herkes sizin gibi düşünseydi böyle hareket etseydi bu ülke bu hallere gelmezdi. Eğitimli olup eğitimi yaymak düşüncesi benim gözlemlerime göre insanımızda pek yok. Ne mutlu sizin gibi düşünebilenlere. Kendi yazınızda dediğiniz gibi “öğrenmenin yaşı yok”. Ama yeter ki eğitim verilmeye çalışılsın. Eğitimsiz insan bunun değerini bilemeyebilir. Eğitimli insan biliyor mu? Siz biliyorsunuz aşılamaya çalışıyorsunuz. Nice eğitimli insanlar vardır ki eğitimli olmaya değil paraya, mala önem verir. Bunlar fazilet nedir bilmeyen insanlar. Gerçek eğitim insanları bu hale getrmez. Demek ki onlar eğitimi özde değil yüzeysel almışlar. Hani bir söz vardır: “cahillik gider eşeklik baki kalır”.
    Eğitimsiz insanların içinde genelde bir ukde kalmıştır. Yine de kıymetini tam bilemezler. Bu önemli değil. Önemli olan o insanların zihinlerindeki tıkanıklıkları açarak onları eğitime öğrenmeye yönlendirmek. Bunu yapabilmek bir sanattır. Siz hakkıyla yapabiliyorsunuz. Bu şekilde “kendi doğal yönteminizle” engellerle karşılaşmadan devam etmenizi diler saygılarımı sunarım.

Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz

Buradaki diğer yorumlara olabilecek eleştirilerinizi hakarete kaçmadan yapmalısınız.

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>