Hayatın İçinden

Başsağlığı dileyenlere teşekkür

Perşembe, 04 Mart 2010

Sadece iki kelimeyle bile olsa başsağlığı dileğinde bulunmak, yakınını kaybeden bir insan için çok büyük değer taşıyor. Bunun önemini bilerek bana başsağlığı dileyen vicdanlı, temiz yürekli insanlara teşekkür ederim.

En acı günlerimde kiminiz buradaki acı habere başsağlığı dileği yazdınız, kiminiz e-mail yazarak başsağlığı dileğinde bulundunuz, kiminiz dua ettiniz, kiminiz annem için Kuran okudunuz. İstisnasız her birinize çok çok teşekkür eder, hepinize minnettar olduğumu bilmenizi isterim.

İnsanlar arasında din ve inanç ayrımı yapmadan acıları paylaşmak medeni olmanın gereğidir. Sevginin ve vicdanın göstergesidir.

Ölümün geride kalanlara verdiği acıyı ancak o acıyı yaşayanlar bilir. İnsan zerre kadar küçük bir teselliye bile muhtaç bir halde oluyor.

Not:
Çok uzun bir süredir yazılarıma devam etmiyorum. Bu sırada buradaki bütün yazılarımı yeni sitelerime taşımakla uğraşıyorum. Tamamlanmasına az kaldı. Yakında yeni sitelerimi ilan ettikten sonra eskisi gibi çeşitli konularda yazmaya devam edeceğim.

Yuh Artık bu kadarı da olmaz!

Pazar, 21 Şubat 2010

Seslisemt adlı bir web sitesinin Merve isimli veya rumuzlu yazarı benim birçok yazımı almış kendi sitesinde yayımlamış.
Annemin ölüm haberi yazısını bile sitesine almış. Bunu da yaptığına göre kendisi herhalde ne yaptığını bilemeyen bir uyuşturucu bağımlısıdır. Başka bir şey düşünemiyorum.

Hırsız sitenin URL’si.

http://www.seslisemt.com/

80 yıllık dünya misafirliğinin sonu

Pazartesi, 08 Şubat 2010

Annemi 27 ocak çarşamba sabahı Allah’ın rahmetine uğurladık. Beklenmedik bir anda tertemiz yatağında bu dünyayı terk etti.
Abimle bana son saatlerinde sadece bir vasiyeti oldu o da namaz kılmak, hepsi bu.

Hayatı boyunca hep Allahın rızasına talip olmuştur. Namazı kuranı ibadeti severdi. Hacca gitmeyi çok istiyordu nasip olmadı. Ancak rüyalarında görürdü sevinirdi.

İnşallah bir gün ben de bu dünyayı annem gibi tertemiz alnım açık yüzüm pak olarak terk ederim.

Dünyanın tek gerçeği budur: dünyada misafiriz. Dünya hayatı hayaldir, aldanmadır. Müminlerin dünya hayatını terk etmesi gerçek hayatta dirilmesidir ve sonsuz güzelliklere, Allahın sayısız nimetlerine, en büyük rahmete kavuşmasıdır.

Allah hepimize imanımızın ve temiz vicdanımızın gerektirdiği gibi dünyada tertemiz bir hayat sürmeyi ve tertemiz bir iman ile ve vicdan rahatlığıyla ve Allahın rızasını kazanmış olmakla ahirete göçmeyi nasip etsin. Âmin.

Demokrasi nedir ne değildir

Cumartesi, 19 Aralık 2009

Demokrasi denince ilk akla gelen şey halkın önüne sürülen siyasi partilere oy vermektir. Güya çoğunluğun iktidara gelmesini istediği partinin hükümet kurup ülkeyi yönetmesi demokrasi oluyor! Böylesi devlet rejimlerine sahip ülkelerin yönetim biçimine demokrasi deniyor. Her ülke için doğru değildir.

Yanlış nerede?
Demokrasi çoğunluğun azınlığa hükmetmesi değildir, çoğunluğun sözünün geçmesi değildir. İşte sorun burada. Özellikle bizim gibi ezberci nesillerin anlayabileceği bir şey değildir.
“Demokrasiye sadece özgürlük demek kalitesiz bir tanımlamadır. Demokraside ancak hakkın ve adaletin sözü geçer. Tek söz sahibi fazilettir; o da haktır, adalettir, eşitliktir, kardeşliktir, vicdanlılıktır.”

Demokrasi nedir ne değildir

Demokrasi herkesin birbirinin hakkına saygılı olmasını şart koşar. Demokratik yönetim herkesin hakkını gözetir. Her bir birey, diğer bireylerin haklarına saygılıdır. Haklara saygı toplumu oluşturan bireylerde karşılıklıdır. Örneğin Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede Ramazan ayında oruç tutanların oruç tutmayanlara saygısı ve anlayışı olmalıdır. Oruç tutmayanların ise oruç tutanlara saygısı ve anlayışı olmalıdır. Demokrasi çoğunluğun azınlığı ezmesi değildir. Azınlığın özgürlüğü kötüye kullanıp çoğunluğa terbiyesizlik yapması değildir.

Demokrasi temiz toplumda olur
Düşünsel ve vicdani yönlerden iyi kalitede olan, temiz ahlaklılık ve dürüstlük yönlerinden çok iyi vasıflı olan bir toplumun elinde olursa o demokrasi gerçek demokrasidir. İnsani vasıfların oturmadığı toplumlarda demokrasi sadece cahil halk kitlelerini kandırmaya yarar.

Demokrasi vicdanın ve kardeşliğin hükmettiği toplumlarda olur
Türkiye’de bugün demokrasi yoktur ve olması mümkün değildir. Yönetim biçimimizin adı demokrasi olabilir fakat bu adlandırma süflî bir aldatmacadan başka bir şey değildir.

Demokrasi yönetimi nasıl sağlanır?
Demokrasi, her ne kadar iyi olursa diktatör liderler tarafından sağlanamaz. Siyasi partiler tarafından sağlanamaz. Bir gurubun devrim yapması ile de demokrasi olmaz. Demokrasi toplumun tamamının kendi öz tavrı olarak ortaya çıkar. Bunun için ise içten içe fedakârca örgütlenmeler, elden ele dolaşıp duran bilinçlendirici kitaplar, bireylerin birbirlerini eşitlik, kardeşlik, adalet konularında bilinçlendirme çabaları şarttır.

Gelişmiş batı ülkelerinde demokrasi bu yollarla, çok uzun bir süreçte ortaya çıkmıştır. Bir zamanlar halkı sömüren kralların diktatörlerin en çok cezalandırdıkları kişiler yazarlardı. Çünkü onlar hakkı yazıyorlardı, adaleti yazıyorlardı. Batının eski edebiyatçıları ve düşünürleri çok çile çekmiştir. Hayatları hapislerde veya sürgünlerde geçmiştir. Ama halk onların yazdıklarını okumaktan, birbirlerine anlatmaktan asla vazgeçmedi.

Türkiye’ye demokrasi ne zaman gelecek?
Hakkı ve adaleti söyleyen / yazan kişilerden etkilenenlerin çoğalması, şuurlanma çalışmalarının aktif olması ve artması, hak, adalet, dürüstlük, kardeşlik duyguları ile bir arada gelişip büyüyen toplulukların / cemaatlerin güçlenmesi, bunların ülke genelindeki bütün halkı mükemmel bir eğitimden geçirerek aydınlatmaları ile Türkiye’ye demokrasi gelmiş olacak.

Demokrasiyi anlamayan bizler

Salı, 15 Aralık 2009

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi “Nasıl bir topluluk iseniz o şekilde yöneticileriniz olur.” islami uyarısı ile bağdaşan bir şeydir.

Bir ülke halkı kendi egemenliğini sağlayamıyorsa, kendi iç adaletini sağlayamıyorsa, her şeyi devleti yönetenlerin yapması gerektiğine inanıyorsa elbette koyun sürüleri gibi güdülecektir, sömürülecektir. Tıpkı bizim toplumumuz gibi.

Türklerin demokrasi anlayışıKarikatür: CDD

Türk demokrasi anlayışına tıpatıp uygun bir karikatür. :)
Öğretmen: Demokrasi nedir?
Öğrenci: Kendi diktatörlerimizi seçme özgürlüğümüzdür!

Demokrasi en ideal yönetim biçimi midir?
Halk bilinçli olmazsa, haktan ve adaletten yana olmazsa, haksızlıklara “canını ortaya koyarak, her şeyi göze alarak” tepki göstermezse hiçbir devlet rejimi işe yaramaz.

Demokrasi ile diğer rejimlerin arasındaki fark
Hz. Ömer (R.A.) toplumun üzerinde başkişi iken devlet yönetiminde sorumluluk anlayışı nasıldı, hatırlayalım:
İnsan yapımı bir yolda veya köprüde “bir hayvanın bile” oradaki küçük bir ihmal yüzünden ayağı dahi incinse kendisini sorumlu tuttuğunu apaçık iddia etmiştir.

Demokraside her bir birey bu anlayışta olmalıdır. Duyarlı insanlar örgütler kurmalıdır, dernekler kurmalıdır, toplum içinde güçlü birlikler oluşturmalıdır. Bunlar ise saçma sapan özgürlükler için değil ülke yönetiminde gerçek adaletin sağlanmasına yönelik olmalıdır.

Geçenlerde İsviçre’de cami minareleri yapımı hükümet tarafından yasaklanınca dinsiz imansız kitleler dahi ayağa kalktı:
“Burası İsviçre olamaz.. Böylesi bir yasak getirilemez.. Hepimiz müslümanız…”
.. diyerek tepkilerini dile getirdiler.

İşte, demokrasiden anlayan halk budur. Bizde hiç de öyle bir şey yoktur. Birkaç gün önce Bursa’daki grizu faciasından kaçımız kendimizi sorumlu tuttuk acaba?

Handan Güler’den güzel bir yazı

Pazartesi, 07 Aralık 2009

Her zaman sahip olduğumuz ama göremediğimiz güzellikleri onların ve onların sayesinde olan şeylerin kaybolacağı tehlikelerle dolu en kötü günlerimizde görebiliyoruz.

Benim başıma çok gelmiştir.

Bazı şeylerin zevki veya tadı ise gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman tam anlamıyla hissedilebiliyor.

damla

Handan Güler’in yazısından biraz bunları düşündüm. Daha çok iman sahibi olmanın verdiği büyük gücü hissettim. Ayrıca şükredecek şeylerimizin çok fazla olduğunu, hem şükredebilmenin verdiği olağanüstü huzuru ve hazzı anladım.

Siz de okumak isterseniz buraya tıklayın:
Gönlün ışığı şifa verir göze