Demokrasi denince ilk akla gelen şey halkın önüne sürülen siyasi partilere oy vermektir. Güya çoğunluğun iktidara gelmesini istediği partinin hükümet kurup ülkeyi yönetmesi demokrasi oluyor! Böylesi devlet rejimlerine sahip ülkelerin yönetim biçimine demokrasi deniyor. Her ülke için doğru değildir.
Yanlış nerede?
Demokrasi çoğunluğun azınlığa hükmetmesi değildir, çoğunluğun sözünün geçmesi değildir. İşte sorun burada. Özellikle bizim gibi ezberci nesillerin anlayabileceği bir şey değildir.
“Demokrasiye sadece özgürlük demek kalitesiz bir tanımlamadır. Demokraside ancak hakkın ve adaletin sözü geçer. Tek söz sahibi fazilettir; o da haktır, adalettir, eşitliktir, kardeşliktir, vicdanlılıktır.”
Demokrasi herkesin birbirinin hakkına saygılı olmasını şart koşar. Demokratik yönetim herkesin hakkını gözetir. Her bir birey, diğer bireylerin haklarına saygılıdır. Haklara saygı toplumu oluşturan bireylerde karşılıklıdır. Örneğin Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede Ramazan ayında oruç tutanların oruç tutmayanlara saygısı ve anlayışı olmalıdır. Oruç tutmayanların ise oruç tutanlara saygısı ve anlayışı olmalıdır. Demokrasi çoğunluğun azınlığı ezmesi değildir. Azınlığın özgürlüğü kötüye kullanıp çoğunluğa terbiyesizlik yapması değildir.
Demokrasi temiz toplumda olur
Düşünsel ve vicdani yönlerden iyi kalitede olan, temiz ahlaklılık ve dürüstlük yönlerinden çok iyi vasıflı olan bir toplumun elinde olursa o demokrasi gerçek demokrasidir. İnsani vasıfların oturmadığı toplumlarda demokrasi sadece cahil halk kitlelerini kandırmaya yarar.
Demokrasi vicdanın ve kardeşliğin hükmettiği toplumlarda olur
Türkiye’de bugün demokrasi yoktur ve olması mümkün değildir. Yönetim biçimimizin adı demokrasi olabilir fakat bu adlandırma süflî bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
Demokrasi yönetimi nasıl sağlanır?
Demokrasi, her ne kadar iyi olursa diktatör liderler tarafından sağlanamaz. Siyasi partiler tarafından sağlanamaz. Bir gurubun devrim yapması ile de demokrasi olmaz. Demokrasi toplumun tamamının kendi öz tavrı olarak ortaya çıkar. Bunun için ise içten içe fedakârca örgütlenmeler, elden ele dolaşıp duran bilinçlendirici kitaplar, bireylerin birbirlerini eşitlik, kardeşlik, adalet konularında bilinçlendirme çabaları şarttır.
Gelişmiş batı ülkelerinde demokrasi bu yollarla, çok uzun bir süreçte ortaya çıkmıştır. Bir zamanlar halkı sömüren kralların diktatörlerin en çok cezalandırdıkları kişiler yazarlardı. Çünkü onlar hakkı yazıyorlardı, adaleti yazıyorlardı. Batının eski edebiyatçıları ve düşünürleri çok çile çekmiştir. Hayatları hapislerde veya sürgünlerde geçmiştir. Ama halk onların yazdıklarını okumaktan, birbirlerine anlatmaktan asla vazgeçmedi.
Türkiye’ye demokrasi ne zaman gelecek?
Hakkı ve adaleti söyleyen / yazan kişilerden etkilenenlerin çoğalması, şuurlanma çalışmalarının aktif olması ve artması, hak, adalet, dürüstlük, kardeşlik duyguları ile bir arada gelişip büyüyen toplulukların / cemaatlerin güçlenmesi, bunların ülke genelindeki bütün halkı mükemmel bir eğitimden geçirerek aydınlatmaları ile Türkiye’ye demokrasi gelmiş olacak.