ANA SAYFA      RSS ile takip



Eleştirinin Dozu

İster halka açık olsun, ister kişiye özel olsun, insan her şekilde eleştirilerde sinirlerine hâkim olmalı. Ancak bu her zaman mümkün olamıyor. Hele kişi yalnız başına hareket ediyorsa.
Yalnız hareket ederek ve tarafsız kişilere danışmadan eleştirilerde bulunmak büyük hatadır. İnsan bilgilerine ve yeterince geliştiğini sandığı kişiliğine güveniyor olsa bile başkalarına danışması her zaman gereklidir. En azından öfkesi diner, olaylara daha sakin bir kafa ile bakabilir.

Yalnız hareket etmek çaresizlikle oluyorsa kişinin öfkeli eleştirileri bir şekilde mazur görülebilir ama eleştirinin dozunu fazla kaçıran kişiye bir şekilde ulaşılıp hatası belirtiliyorsa ve de o kişi bütün bunları kale almıyorsa o zaman mazur görülecek bir yönü kalmaz. Hele ki kişinin çattıkları kişiler ona aynı çirkinlikte karşılık vermiyorsa..
Böyle olunca eleştirici kişi bütün inandırıcılığını kaybeder.

Bütün bunları blog ödülleri yarışması üzerinde kopartılmaya çalışılan kıyamet üzerine yazıyorum.
Yarışmayı organize edenleri suçlayan kişi suçlamalarını yine savunabilir, insanları konu ile ilgili bilgilendirmeye ciddi ciddi devam edebilirdi. Ama kendisine en ufak bir itirazı bile hoş görmeyerek insanları türlü şekillerde aşağılaması hiç hoş olmadı. Şimdi devam etse de bir önemi yok.

Onun sinir harbiyle uğraşmaktan dolayı getirdiği suçlamalara odaklanamadım. Yani bu kişinin yanlış tavırları daha dikkat çekici oluyor. Bu durumda neyi niçin suçladığı ikinci planda kalıyor.

Eleştirinin dozu hakkında bir şeyler yazarken ben de haddini aşan eleştiri yapmayayım, eleştiriyi ölçülü tutarak sözü fazla uzatmasam iyi olacak.

Etiketler: , , , ,

“Eleştirinin Dozu” Yazısına 7 Yorum

  1. degirmenlerekarsi
  2. “Allah yerde ve gökteki her şeyi bir ölçü ile yaratmıştır” ifadelerine rastlamıştım dün Kuran’ı Kerim’in mealini okurken…

    Bizlerin yapması gereken de bu olmalı; işlerimizde ve davranışlarımızda vs. hep bir ölçü ile hareket etmek (tabii öncesinde ölçülerimizi kafamızda tanımlamalıyız)

    Yine yanlış hatırlamıyorsam “aşırıya kaçmayınız” anlamında ifadeler de vardı Kuran’da ki bu da aynı kapıya çıkıyor…

    Bence yaşamımızın temel amaçlarından biri duygu ve düşünce kontrolü… Bu, hem bu dünyadaki hayatımızda hem de öbür alemde (kabir ortamında) bizi mutlu kılacak, acı çekmekten koruyacak önemli bir (kazanılması gereken) beceri… Ne yapıp edip duygularımızın ve zihnimizin kontrolünü, elimizde tutmalı ve hayatımızı geliştirdiğimiz ölçülere teslim etmeliyiz… Hem bireysel hem de toplumsal mutluluk ve huzur (daha çok) buna bağlı!

  3. admin
  4. Allahın yarattığı doğal düzende çoğu şeyler insana düzensiz, karmaşık görünüyor ama (bize öyle görünen) onca düzensizliklerin karşıklıkların içinden olması gereken mükemmellikler sonunda oluyor. insan bütün bunlara ancak hayret edebiliyor.
    Hatalı kişi kendi hal ve hareketlerini vicdanına kulaklarını kapamadan, bir de kalbinin sesini dinleyerek serbest bıraksa yani hatalarına devam etmek yönünde kendisine baskı yapmasa duygu ve düşüncelerini tanımada, kontrol etmede çok iyi başarı gösterebilir diye düşünüyorum.
    İnsan inat etmese her şey onu ölçülü olmaya itecek. Aşırıya kaçmak; vicdanının sesine ve eşin dostun uyarılarına kulak vermeden inadına devam etmek kimseye bir şey kazandırmaz. Başkalarının uyarılarından önce insanın kendi vicdanı gereken uyarıları zaten yapıp duruyor. Buna ilaveten çevreden aldığı uyarılar da var. Yine de kişi kendi bildiğini okursa işte bu da bir çeşit aşırıya kaçma oluyor.
    Bunlar yorumunuzun bana düşündürdükleri. Çok teşekkür ederim.

  5. matrakiye
  6. selamlar….
    uzun zaman oldu, pc başına bir türlü oturamadım..
    şu blog yarışmasına kimlerin katıldığına baktım az önce. bilmiyorum ama o kadar da uzatılacak bir mevzu değil benim için. belli bir statü mü kazanacaklar? bu blog bir uğraş bir hobi bence. öncelikle buna belli bir açı ile bakmak gerek. eleştiriye açık olmayan bir milletiz, her zaman haklılığımızı savunuruz, kimse bizim için kötü düşünemez deriz ama maalesef öyle sütten çıkmış ak kaşık değiliz. hepimiz de farklı bireyleriz, bu blogta da bu farklılığımızı yansıtıyoruz. içimizden gelen düşüncelerimizi paylaşıyoruz. yorumlar bölümüne de yazılarımızı okuyanlar kendi eleştirilerini yazıyorlar. eğer eleştiriyi kaldıramayacak yapıda iseniz bu olaya katılmamamanız gerek.
    yaşam zaten stresli, burası benim için ruhumu dinlendirdiğim tek mekanlardan biri.
    bu tarz meselelerle bu alanımızı kirletmeyelim bence. herşey yerinde olsun seviyeli olsun..

    iyi bak kendine, sıkma canını sakın….

  7. admin
  8. Haklısınız da, çoğu kişi, özellikle blogculuk konusunda çok çok popüler olmuş kişiler bunu fazla büyütüyor.
    Sayfalarında başköşeye “Bana oy verin” diye yazı koymuşlar. :) Popüler olmamış blogcular çok daha mütevazi.
    Bu durum şunu gösteriyor: Bu yarışmada popüler blogcular birbirleriyle yarış halinde. Diğer blogcuları görmüyorlar bile!!! Varsa yoksa kendileri!!!

    Belki gözünüzden kaçan bir şey var: Artık çoğu kişi için blogculuk sizin de düşündüğünüz “olması gereken” halde değil artık. Kimilerinin ekmek teknesi olmuş.

    Şimdi bunları yazarken aklıma gelen şeyleri ayrı bir yazı halinde yayımlasam iyi olacak.
    Buna vesile oldunuz çok teşekkür ederim. :)
    Her neyse, bu yazımın konusu bazı kişilerin söz konusu yarışmayı organize edenleri çok sert bir şekilde eleştirmeleriydi.
    Bu konuda bir şeyler yazdım. Benimle ilgili bir durum yok aslında.

  9. Arzu-hal
  10. Bir blogda, birileri (bana göre) sertçe eleştiriliyordu. Bende bu konuyla ilgili bir yazı yazdım. Ama ben eleştiriye yönelik herhangi bir şey yazmamıştım. Hatta o bloğun adını da vermedim. Sadece konuya yönelik yanlış anlaşılan şeyleri yazmıştım. Ama bazı isimsiz yorumlar aldım. İnsanlar , yazılanları gerçekten anlamak istemeyip, kendi kafalarındaki düşüncelerle, önyargılı olarak okuyorlar. Ve o yönde eleştiri yapıyorlar. Bu da uzayıp gitmesine sebep oluyor olayların.

  11. admin
  12. Son olayda (bu yazımdan sonraki yazı ile ilgili) Bana isimsiz yorum gelmedi ama birisi olayı sırf kendi açısından okumuş, mağdure hanımın derdini bile unutmuş bana o blogda yorum yazdığım yere yorum yazarak çatmış. Ama herhangi bir terbiyesizlik yok.

  13. hussoloji
  14. Blog Ödülleri ile ilgili eleştiriler bana da mail yolu ile geldi. Açıkcası ben bu konuda nötr bir düşünceye sahibim. Blog Ödüllerini Türk Blogosferinin gelişimi ve kurumsallaşması açısından çok önemli bir dönemeç olarak görüyorum.
    Şimdi öyle bir hava oluştu ki, herkes kendi blogunun kazanması gerektiği görüşünde. Oysa kazanan blog “en çok oy alan blog” olarak etiketlenecektir. Sadece bu!
    Blog mantığının tamamen açık kaynak bilgi ve paylaşım üzerine kurulu olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Ben blog ödüllerini düzenleyen arkadaşların da bu fikirde olduklarını düşünüyorum. Zaten çok önemli bir konferansla beraber ödüller verilecekmiş. Türk Blogculuğu için hayırlı olsun diyelim.

Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz

Buradaki diğer yorumlara olabilecek eleştirilerinizi hakarete kaçmadan yapmalısınız.

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>