Eda Suner’in Vedası
Eda Suner blogculuğu bırakmış olduğu yönünde son bir “veda yazısı” yayımlamış. Bu son veda yazısının dışında hiçbir yazısına ulaşılamıyor.
Blogculuk uğraşısına ne kadar büyük değer verdiğini, bu uğurda ne kadar büyük emek sarf ettiğini onu tanıyan herkes bilir. Yazılarına yazılan her bir yorumu elinden geldiğince cevaplamaya çalışırdı. Kendisine gönderilen hiçbir emaili cevapsız bırakmazdı. Blogculuk onun hayatında sıradan bir uğraşı değil, büyük bir tutkuydu.
Nisan sonunda gerçekleşmiş olan blog ve blogculukla ilgili üzücü bir durum sonucu uzun uzun düşünerek bu kararı vermiş olduğu kesin. Bu şekilde bırakması veya kendisini bırakmak zorunda hissetmesi çok üzücü. Böyle bir karar vermiş olmasının ardındaki üzücü olaylar ne olursa olsun bence onun bırakma kararı vermiş olması onu çok daha fazla üzmüş ve yıpratmıştır.
Onu tanıyan herkes bilir ki sitesi onun çocuğu gibiydi. Yani çok severdi, çok büyük önem verirdi. Bırakma sebebi ne olursa olsun ben onun bu derecede yıpranmasını ve bırakma kararı vermesini aşırı yorgunluğuna bağlıyorum. Çünkü Türkiye’nin belki de en popüler bloguna sahip olmasının getirdiği ağır yükleri de vardı. Her gün en az 300 mail almak gibi. Eda hanım ise her bir maili sevgi ve saygıyla tek tek cevaplardı. Her gün yazılarına gelen en az 50 yorumla uğraşması da cabası.
Yine de severek blog uğraşısına devam ediyordu.
İnsan bazı konularda ne kadar kararlı olsa da bünye eğer taşıyamıyorsa bir şekilde isyan ediyor. Onun bünyesi son olayları isyanını en acı şekilde dile getirmek için kullandı diye düşünüyorum. Zamanla kararından vazgeçer mi bilmiyorum. Bunu ancak zaman gösterir.
Etiketler: Eda Suner
May 12th, 2008
saat: 4:38 pm
Ben kendisini şahsen tanımıyorum ama hakkında bazı yazıları okumuşumdur az çok. Ben onun yerinde olsaydım belki çoktan bırakırdım. İsimsiz bir yorum alıp da o günüm kötü geçtiği oluyor. Olur olmaz yerlere yorum yapmayacağım diyorum kendime. Bizim gibi ince ruhlu insanlar, sadece tanıdığı, güvendiği, arkadaşım diyebileceği kişileri ziyaret etmeli ve yorum yazmalı belkide.
May 13th, 2008
saat: 11:31 pm
Hırs çok kötü bir şey. İnsanı yer bitirir.
Bir deyimimiz vardır ne güzel: “Azıcık aşım kaygısız başım.”
May 14th, 2008
saat: 10:45 am
Eda’nın bloğuna ne çok değer verdiğini en iyi bilenlerden biriyim.Ne yazık ki herzaman sivrilenler sevilmez bizde,keşke böyle olmasaydı ve blog alemi için emek vermeye devam etseydi Eda SUNER.Eğer daha huzurlu olacaksa mutlu oldum Eda adına ama kendi adıma gayet üzgünüm.O benim okuduğum ilk blogcuydu..
May 14th, 2008
saat: 1:29 pm
Evet, ayrıca çok yeni blogcuya bu işi sevdirmiştir. Çünkü gelen her yoruma büyük değer verir, hiçbir blogcu arkadaşının yazılarını kaçırmazdı. Ama kendisini çok fazla yordu.
May 16th, 2008
saat: 1:40 pm
Merhaba..
Bende edanın takipçilerinden biriydim hergün maillerimden sonra onun sitesini açardım içim açılırdı..malesef yaptıgı güzel şeyleri ve süper fikirlerini göremiyoruz.Ama son günlerde yaşadıgı bazı olaylar yüzünden çok üzüldü çok yıprandı.Haketmediği halde..bu olaylar yüzünden prim yapanlara edanın yoklugunda mutlu olanlara gün dogdu..
May 16th, 2008
saat: 8:09 pm
Pınar hanım, bence onun iyice dinlenip kafa dinlemeye ihtiyacı var. İnşallah birkaç hafta sonra geri dönecektir. Geri döndükten sonra eskisi gibi kendisini yormamalı. Fazla uğraşmamalı. Bloga aşırı zaman ve enerji sarfetmesi onu çok yordu. Sinirlerini fena yıprattı. Ama onca değerli emek de heba olup gitmemeli. yapacağı en iyi şey iyice dinlendikten sonra blog yazılarını tekrar serbest bırakmasıdır.
Bakın geçen yıl Temmuz ayında onun hakkında benim eski blogda ne yazmışım:
***Bence onun farklılığı ve başarısı, kendisinde bulunan çocuklara mahsus bir “renklerdeki ve şekillerdeki güzellikleri fark edebilen” bakış açısından kaynaklanıyor.
Onun bu özelliği herkeste olmayan çok güzel çok orijinal bir şey.
Eda Suner’in sayfalarında dolaşmak benim için strese sıkıntıya filan iyi geliyor.
Değişik fikirler, değişik renkler ve şekiller insanı rahatlatıyor, ayrıca çocukluğumda kalmış unutulmuş bazı zevkleri yakalayabiliyorum.
Kısacası Eda Hanım’ın bloğu insana nefes aldırıyor. Belki henüz bilmeyen başkaları da nasiplenir diye yazmak istedim.***