ANA SAYFA      RSS ile takip



CHP’den “Güler misin Ağlar mısın”

Videodaki hanımların eleştirileri aşağılama yönünde olmuş. Fikirlerin, sevginin, saygının olmadığı yerde aşağılamalar ve hakaretler tek çare oluyor.

Tesettürlü hanımların başları dik yanlarından geçmelerini hazmedemiyorlarmış. Başları aşağıda, ezik bir şekilde mi geçmeleri gerekiyordu? O zaman hazmedecekler miydi?

Birisi de evine temizliğe gelen bir kadının AKP’yi desteklemesini kınıyor ve o kadının “düşünemeyen bir varlık” olduğunu ima ediyor. Bu da o CHP’li hanımın bir çelişkisi. Demek bu kadın kendi iradesine göre değil, senin iradene göre oy verecekti! O halde demokrasiyi niçin savunur durursunuz? (Gerçi kadına bir yandan da hak vermiyor değilim.)

Bu kadına bir de şunu söylemek isterdim: Siz daha elinizin altındaki kadını ikna edememişsiniz. Bunun sebeplerini araştırsanız çok iyi olur. Tamamıyla kendi dünyalarınızda yaşıyorsunuz. Ayağınız yere bassın.

İnsanlara fikirlerini kabul ettirmek için para teklif ediyorlar. Sevgi ve saygı yok tabi bu durumda tek silahları para olmuş ama o da işe yaramamış. Halktan ne kadar kopuk olduğunuzu kabul edin. Paranız bile işe yaramıyor.
O insanlar sizin sandığınız gibi “utanç verici” kişiler olsalardı sizin paranızı kabul eder, davalarını satarlardı. İnsanları tanımıyorsunuz. Bu insanların para ile inançlarını satmadıklarını kendi ağzınızla itiraf etmişsiniz ayrıca.

Videodan katıldığım bir şey:
Ezan ve Kuran megafonla okunmamalı. Diyelim ki tuvalettesiniz veya eşinizle cima yapıyorsunuz. O sırada komşu camiden bangır bangır Kuran okunması sesi geliyor. O ses eşliğinde o işi yapacaksınız. Buna ise o megafonu kullananlar vesile oluyor. Her şeyiyle yanlış. Hasta olanlar var, ders çalışan öğrenciler var.

Etiketler: , , , , , ,

“CHP’den “Güler misin Ağlar mısın”” Yazısına 15 Yorum

  1. admin
  2. Bu video esas bulunduğu sitede “Ezandan ve Kuran’dan rahatsız oldular” şeklinde sunuluyor. Sonradan fark ettim. Bu büyük bir iftiradır. O hanımlar ezandan ve kurandan rahatsız olduklarını açıkça dile getirmedikleri gibi ezana bir şey diyemeyiz bile demişler.
    Yani esas rahatsız olunan şey ezanın ve kuranın görmemişler gibi megafonlarla bangır bangır okunmasıdır. Böyle okunması yanlıştır. çirkindir.

    İslami ilimlere hayatını vakfetmiş olan büyük islam alimi ve Nakşibendi tarikatı şeyhi Mahmut Ustaosmanoğlu da ezanın ve kuranın megafonlarla hoparlörlerle, mikrofonla okunmasına kesinlikle karşıdır. O mu daha iyi bilecek yoksa sitelerde bloglarda yazan kişiler ve islami basın mı?

    Muhalefet uğruna gerçekler saptırılmamalı.

  3. kalderavolkan
  4. “İstikrar senin neyine “, “Benim oyum daha değerli”, “Bizim kafadan olmayan çocuğa verdiğimiz bursu keseriz” Kim olduklarını zannediyorlar? Atatürkçü düşüncedeyiz derken “Köylü milletin efendisidir” sözünü hiç duymamış gibi davranıyorlar, Atatürkçü düşüncedeyiz derken Atatürk’ün kişilere özelliklere de kadınlara verdiği özgürlüklerini üçkuruş paraları, olmadı baskıları ile mi yok saymaya çalışıyorlar? Kendilerinin de akla, mantığa yada menfaatlerine diyelim yatkın buldukları zaman iktidar yanlıları ile birlikte olduklarını gizleme gereği duydukları gibi saman altından su yürütme çabaları da gizlilikte kalmıyor işte.

  5. admin
  6. Bence bunda o kişilerin halktan izole yaşamalarının payı büyük.
    Konu ile ilgili çok uygun bir örnek:
    Ben üniversitede iken bir kadın profesör vardı. Fransız dili ve edebiyatı dalında yükselmek için bütün gayretini Fransız kültürüne vermiş, bu uğurda neredeyse akıl sağlığı bozulacak hale gelmişti. Çok çalışmak hırsından dolayı uykularını ve yeme içme düzenini boş vermiş bu kadın üniversitede zaman zaman fenalaşıp düşerdi.
    Kısacası kendilerini bu denli batı kültürüne veren insanlar Türk halkını anlayamaz. Onları sevemez. Benimseyemez. Sadece yadırgar ve yabancılık duyar. Kendisini de hep dışlanmış hisseder. Kendi kafalarındaki kişilerle bir araya gelince kendi dünyalarındaki hayallerini konuşurlar. Batı ülkelerinin normal hayat koşullarını dahi göremeyen, onların sadece kültürlerini ve kanunlarını görebilen bu insanlar kendi vatanlarının gerçeklerinden çok daha uzaktadırlar.

    “Benim oyum daha değerli”
    Böyle düşünmekte bence bazı açılardan haklılar. Çünkü hem iyi eğitim almış olmak gerekiyor, hem memleket meseleleri ile ve Türk siyasi hayatının geçmişi ve bugünü ile yakından ilgileniyor olmakla beraber “fikri hür vicdanı hür irfanı olmak” da gerekiyor. Bu yüzden “Bilenle bilmeyen bir olmaz”; bazı kişilerin oyları daha değerlidir. Daha isabetlidir, gerçekçidir.
    Yalnız, ben bu videodaki kadınların “fikri hür vicdanı hür irfanı hür” olabileceklerine inanmıyorum.

  7. fuadyusufoglu
  8. senin dediklerinin bir kısmına katılmamak elde değil.. Doğrudur.. Evet ama ben bu vedeoyu inceledim …Malesef orada kunuşan hanımlar ın niyetlerinı hiç gizlemiyorlar, açık açık söyliyorlar…Hanı hepimiz diyoruz ya laiklık herkes kanun karşısında eşittir veya şöyledir veya böyledir diye… Şimdi bu hanımların konuşmaları bana göre laiklığa aykırıdır. Niçin mi? madenki herkes serbesttir ve herkes kanun karşısında eşittir diye ama baksana bu kadınlar nasıl da hadlarını aşıyorlar…Anladığım kadarıyle bunların başörtüye tahammülleri yokmuş ki gayet açık açık ve sıkılmadan da dışa veriyorlar…Peki tersini söyliyeyim ben de çıkıp kalksam (hanı bir söz vardır son zamanlarda çok meşhur oldu “Velev ki” ) evet velev ki desem bu açık saçık kızları görüdüğümde içime sindirmiyorum desem ne kadar sağlıklıdır: acebe? Bu bazı insanların hoşuna gidermi? yok gitmez. Niçin mi çünkü açık saçık insanlar var da ondan
    E… Ben sağ duyulu olarak söylemem gereken şudur. “EVET AÇIK SAÇIK OLANLAR VARDIR AMA BU ONLARIN TERCİHİİDR.” Desem daha isabetli olaz mı?
    Ama malesef kendilerini bilmezler var ve Hakıkattan İslami içlerine sindiremiyenler vardır bu ülkede … Evet vardır ama bunlar bu gibi hassas konuları etrafta abartılı şeklide konuşarak da bazı insanlara hakaret etmiyorlar mı? Peki Sen açık saçıksan benim ise görevim ancak onlara sen bunu seçmekle kandi tercihini yapmışsın o da sana aittir beni ilgilendirmez sana karışamadığım gibi sen de bana karışamazsın diyorum…
    Bir insan bir açık kadına sataşırsa nasıl ki bu haraket layıklığa aykırı ise bir açık saçık kadın da baş örtülü kadına sataşırsa o da o kadar layıklığa aykırıdır. Hela dobra dobra da “Şayet bu olmazsa bursunu keseriz diyor ve sonradan da “Kestik ” Diyor…
    Bunu nasıl alenen korkmadamn söyleyebilirler acebe bu ülkenin savcıları sadece bir tarafamı layık tehlikede olduğunu zanediyor…
    Heyhat ..Hyhat ki ne heyhat…
    Ama baksana… Nasıl da başörtülülere sataşıyorlar bu da laiklığa aykırıdır.

  9. admin
  10. Bu hanımlar rejimimizi “Demokratik olmayan laik rejim diktatörlüğü” olarak görüyorlar ve öyle olmasını istiyorlar. Bu açıdan şunları düşünüyorum:

    1- Demokrasinin Türkiye’ye hiçbir iyilik getirmediğini savunmaları gerekir. Türkiye için demokrasinin uygun olmadığını bu hanımlar açık açık söylemeli. Demokrasiye karşı olduklarını itiraf etmeliler.

    2- Halkımızın çoğunluğu kör kütük cahil bırakılmış; kimse kendi özgür iradesi ile hareket edemediği gibi bunun ne bilincinde ne de ne olduğunu bilmekte. Böyle bir halk için demokrasi hiçbir işe yaramaz. Ancak halkı aptal yerine koyarak şuraya buraya çekmeye çalışan kurnaz tilki siyasetçilerin ceplerini doldurmaya yarar. Şimdiye kadar bundan başka bir şey olmamıştır.
    Ayrıca bazı günümüz siyasetçileri “En az üç çocuk” diyerek Türkiye halkının eğitimsiz cahil kitlelerini arttırmak amacıyla telkinlerde bulunuyor.
    Kendi çok sevdikleri İslam âlimlerinin dahi “çokluk değil kalite önemlidir” dediklerini de düşünüyorum: bu siyasetçilerin ne kadar iki yüzlü oldukları iyice meydana çıkıyor.

    - Şu mesele ise dikkate alınmalı (buradaki ilk yorumda dile getirmiştim)
    Bazı İslami yazarların ve blogcuların bu kadınlar için “ezandan ve kurandan rahatsız oldukları” yönündeki mesajları bir ajitasyondur, provoke girişimidir. Kadıncağızlar (uzun yıllardır dile getirdikleri gibi) megafonlarla bangır bangır ezan ve kuran yayınına karşılar. Ben de karşıyım. Bazı çok önemli İslam alimlerimiz de karşıdır.
    Meseleleri çarpıtmak, halkı yanlış bilgilerle yönlendirmek Müslümanlıkla bağdaşmaz.

    Ancak kadınlar tesettürlü kadınları hazmedemediklerini apaçık dile getirmişler. Tesettürlü olmaya “utanmazlık” dahi diyorlar. Bu durumda buradaki bir önceki yorumda da dile getirildiği gibi, tesettürlü kişilerin de onların açık saçık giyinmelerine “utanmazlık” demeye hakları oluyor.

    Böyle hakaretlerle aşağılamalarla bir yere varılamaz. Herkes karşı olduğu kesimi bilgilendirmeye çalışmalı. Üstünlük taslayarak hakaret ve aşağılama yolunu seçmek boş kafalıların işidir.

  11. hüseyin
  12. Bu videoda dikkat çekilmesi gereken o kadar farklı konular varken, islamı kendilerine havale ettikleri bir kısım medya “Ezandan, Kurandan rahatsız oldular” diyor. Onlar ne kadar aristokrat bir anlayışa sahip olduğunun farkında olmadan demokrasiden, halktan filan bahsediyorlar, bi de son derece ironik; bu kadar halktan kopuk olduğunu belli edip üstüne birde mahalleleri ele geçirelim, diye iştah kabartıyorlar ama hemen sonrasında zaten bunun mümkün olmadığını gösteren “bizim kafamızdakiler” ayrımına giriyorlar. Kendi kafalarında çok fazla insan bulamayacaklarından buldukları kadarına nasıl parayla hükmedeceklerinden, aslında parayla oynamaktan sıkılıp nasıl da insan’la oynamak istediklerini belli ediyorlar. Bence bu milletin cumhuriyetle alıp veremediği yok, bunu sürekli dile getirenler kendileri. Bu da onlar için büyük bir koruyucu örtü, onlar cumhuriyetçi, sorgulamaya gerek yok ama cumhuriyetçi olmakla cumhuriyetten yana olmak başkadır. Sizin katıldığınız onların oyları daha eşit meselesi de sorgulamadan yapılıyor. Tamam onlar iyi eğitim almış, ama belli bir ideolojiye göre, onların çocukları da chp’lidir, eğitim anlayışı o yöndedir. Chp dışında herhangi bir partiyi destekleseler fikri-vicdanı hür denebilir ama seçim zamanı sorduklarında filan söyledikleri biz ailece cumhuriyetçiyiz. Ha o zaman tamam, denerek bunun da körü körüne olduğu gözardı ediliyor. Tamam onlar eğitimli, bilenle bilmeyen bir olmaz da neyi bildiği, bunun doğruluğunu kim onaylayacak, her biliyorum diyene inanacakmıyız. Neyse, sadece bu konu değil bir çok konuda toplumsal ayrışmalar var artık. En ufak bir farklılık bölünmelere yol açıyor. Aklıselim insanların bundan rahatsız olmaları gerekir. Yenişafak, Vakit gibi gazetelerin islami camia diye anılması, cumhuriyetin chp tekelindeymiş gibi gösterilmesi yanlış geliyor bana. Çünkü onlar davalarına inananlar değil, hep -mış gibi yapanlar oluyor. Toplum içinden birilerini seçiyorlar, şu-cu bu-cu diye bir etiket vurup o savunulan şeyin başına getiriyorlar, genellikle bu onları bozuyor. Anlaşamıyoruz, birbirimizi anladığımızı anlaştığımızı filan sanıyoruz ama sanal yaşıyoruz vesselam.

  13. admin
  14. Evet o provokasyoncu basın ezanı ve kuranı başlık etmiş. Hâlbuki o kadınların eskiden beri üstünde durdukları şey ezanın hoparlörle okunmaması gerektiğidir. Bu konuda haklılar da. Ama o provokatörler gerçeği saptırıyor. Güya kadınlar ezan ve kuran okunmasına karşıymışlar. Türkiye’deki bütün dindar kesimlerin çok büyük saygı gösterdikleri bir İslam âlimi de ezanın hoparlörle okunmasına şiddetle karşıdır. Olayın bir de bu boyutu var. Sırf muhaliflerine duydukları nefret yüzünden veya birtakım iğrenç çıkarları uğruna sözde taraf oldukları İslam aliminin hükmünü de görmezden geliyorlar. Buradan anlıyorum ki provokatör basının maksadı çirkin siyaset oyunlarına girerek halkın dini ve millî duygularını galeyana getirmektir.

    “Benim oyum değerli” başlığı altındaki sözlerim aslında sadece bu kadınları savunmak için değil çok genel anlamdaydı ama yansıtamamışım. Yine de bu kadınlar bilgileri ve kendi düşünce yapılarıyla kendi kararlarını veriyorlar. Kendi hedeflerinin farkındalar. Okuyorlar düşünüyorlar. Elbette hayata bakış açıları açısından bir şekilde CHP gibi bir yerde birleşmiş olabilirler. Bu yönlerinde bir sakınca yok bence. Ama hiç de fikri hür vicdanı hür olmaktan yana değiller. Bu kadınlar Atatürkçü ise ya Atatürk yalancıdır ya da bu kadınların ve bu kafadaki insanların Atatürk’ü hiç kabullenmedikleri, sadece onu kullandıkları gerçeği vardır. Bunlar ne doğulu ne batılı, iki arada bir derede bile denilemez.. Yani batılı insanları tanımasam bu kadınlara “batı kültürü etkisindeler” diyeceğim ama konuşmalarına bakıyorum da hiçbir şey göremiyorum. İnsanlara at gözlüğü takma derdindeler. Bu Avrupalılarda olmayan bir şey.
    Bunların Avrupa kültürünü bildikleri tamam doğrudur ama kendi halklarından duydukları aşağılık kompleksi ve kendi halklarına duydukları kızgınlık bunları başka bir şey yapıyor; Avrupalı zihniyetli yapamıyor.
    Tam bunların kafasında olan bir Çerkez kadın tanımıştım. İngilizlerle konuşmalarında her fırsatta “biz Türk değiliz.. biz bunlar gibi değiliz..” diyordu. O kadar aşırıya kaçıyordu ki İngilizlerin alay konusu olmuştu. Bu videodaki kadınlar da eğer Çerkez veya Kürt olsalardı o zaman görecektik hangi davada olacaklarını!! Her Çerkez veya Kürt asıllı vatandaşımızın kızacağı bir şey söylemedim. Sadece o kafadaki insanları kastediyorum. Yani öyle bir zihniyete sahip iken ve Türk asıllı olmamalarıyla beraber bu kadar nefreti öfkeyi kompleksi taşımayı asla tercih etmez, her fırsatta Türk olmadıklarını haykırmayı tercih ederlerdi demek istiyorum.

    Vakit gazetesi gibi provokasyon unsurlarına “İslami basın denmemeli” demişsin. Evet denmemeli. Bundan sonra buna dikkat edeceğim. Gerçi bir zamanlar düşünmüştüm “İslami denen basın” diye ve benzeri şekillerde sıfatlandırıyordum ama insan unutuyor.

    Sırf Vakit Gazetesi değil; Türkiye’de İslami basın diye bir şey yoktur fikrindeyim. Onlara İslami basın demişsem öyle adlandırıldıkları için gaflete düşmüşüm, niyetim o değildi. Bundan sonra dikkat ederim.

    İslami basın: Davalarında samimi iseler ne amerikancı firmaların reklamlarına, ne banka reklamlarına ne de amerikan filmlerine yayınlarında yer verirler. Sadece bu kadarıyla kalmaz; her şeye “hak ve adalet ölçülerinde ve insan hakları doğrultusunda” sonuna kadar sadık kalırlar. Ama bunun bizde zeRResi yok. Varsa da ben henüz rastlamış değilim.

    Son bir şey daha ekleyeyim özet gibi olsun: Vakit ve Cumhuriyet gazeteleri ve bu kadınlar ve onlara muhalefet edenlerin büyük bir kısmı birbirlerinin kopyalarıdır aslında. Yani bir elmanın yarısı – yarısı hükmündedirler. Hepsi aynı toplumun aynı kültürün aynı zihniyetine sahip. Tipik bir 20nci yüzyıl Ortadoğu zihniyeti.
    Vakit gazetesinin yaptıklarını kınıyorum ama şimdiye kadar sözde sol veya çağdaş(!) denen basının da dindar kesime yaptıkları çirkin iftiralarını çok defa yakalamışımdır. Basınımızın her iki kesimi de faziletten yoksun ne yazık ki.

  15. hüseyin
  16. Son olarak bende ekleyeyim, bazı kesimlere islamcı-cumhuriyetçi denmesini filan bende genel manada söylemiştim, yoksa sizin yazılarınızda kullanılıp kullanılmamasına göre değildi. Son cümlenizde yazdığınız “basının iki kesimi” olmasa keşke. Taraf değil tarafsız olsalar, dindar geçinenler küçücük yaştaki çocuğuna ilk önce doğru bir eğitimden, ona doğru ve yanlışı ayırabilme vasfını kazandırabilmekten, cumhuriyetçi geçinenler kişinin din ve vicdan hürriyetine saygılı olmaktan bahsedebilseler, kavga gürültü etmeden eksik olan yönlerimizi birbirimize hatırlatabilsek, ortak bir kültür oluşturabilsek istiyorum ama böyle giderse daha uzun yıllar aynı konuları konuşacak, aynı koşulları yaşamak zorunda olacağız.

  17. admin
  18. Aslında karamsar olmamalıyız. Türkiye’de “her kesimden” çok iyi insanlar var. Şimdilik bunların sayıları az, kuvvetleri az. Artması yine insanların elinde. Hiç kimse bir benden ne çıkar ki dememeli. Sen birisini etkilersin ama bilemezsin o kişi belki yüz binleri etkileyecektir. Hatta sen de; bugün bir iki kişiyi etkileyebiliyorken yarın binleri, milyonları etkileyebilirsin. Hiç belli olmaz.
    Geçenlerde birkaç blog tavsiye etmiştim ya oradaki Polyanna ile ilgili bir konuyu da ayrıca iyi düşünmek gerekiyor.
    Neleri yapamıyoruz diye düşünmekle konuşmakla yetinmeyip neler yapabiliriz diye düşünüp bir şeyler yapmaya koyulmalı insan. Böyle yazmak yazışmak da bir şey. Ben mesela bazı davranışlarımda bloglardan okuyup öğrendiğim bir iki meseleyle hareket ederek kendi çevremde iyi şeylere vesile olmuşumdur. Küçüktü belki ama küçük şeyler olduğu gibi büyük şeyler de olabilir. Her neyse yani ben etkileniyorsam herkes etkilenebilir. Yazmak iyilik güzellik için yapılabilecek eylemlerin sadece bir parçası.

  19. Arzu-hal
  20. Bu komik video için teşekkürler.

  21. admin
  22. Videodaki kadıncağızlar aslında çok saf ve temiz insanlar diye düşünüyorum. Akılları bazı şeyleri alamıyor. Yani bunlar islam konusunda cahil kalmış iyi niyetli insanlar. Fazla büyütmemeli.
    Ama gerçek şu ki videodaki kadınların zihniyetinde olanlar tam anlamıyla YOBAZ kişiler.
    Her yerlerinden yobazlık akıyor.
    Dindar insanları anlamadan tanımadan “yobaz” damgası vurmak bunların hiç çekinmedikleri bir şey. Bunu ise dindar insanları şiddetle aşağılamak dışlamak için yapıyorlar. bundan hiç utandıkları sıkıldıkları yok.
    Sen mevcut rejimden memnun değilsen ve de dindarsan seni yobaz diye aşağılarlar.
    Mevcut rejimden memnun olmayan solculara komünistlere ise yobaz demezler.
    Nazım Hikmet de rejime şiddetle muhalif idi. Şimdi ne hikmetse onu baştacı ettiler. Çünkü o ateist idi. Bu yönden ortaklar. Ama keşke Nazım Hikmet’teki insanlığın ve mertliğin zerresine sahip olabilselerdi. O hiç yok.
    Dertleri rejim değil dinsizliği yaymak o halde.
    Gerçekte videodaki kadınlar ve o zihniyette olanlar kendileri her şeyleriyle yobazdır.
    Bakara suresinin ikinci sayfasında bunların zihniyetindeki insanlar anlatılmış. Yahudiler denmesi ise Kuranda bahsedilen Yahudilik bir açıdan bu zihniyeti temsil ediyor. Sadece bildiğimiz yahudileri değil.

  23. Arzu-hal
  24. Hani ben bir yazı yazmıştım, kendimi suçlu hissederek ve eksikliğimi ortaya koyarak. Siz de yorum olarak;” Aslında o insanlar tam olarak bilmiyor değiller “demiştiniz. Haklısınız bu gibi insanlar herşeyi biliyor ve bilerek yapmak istemiyorlar. Öğrenmek de istemiyorlar. Çünkü uygulamaya niyetleri yok. Benim yazımda kastettiğim kişiler azçok birşeyler yapan ama tam üzerine düşmeyen, bilmeden hatalar yapan insanlar. Bu insanlar için üzülürüm. Ama herşeyi bilip de benlik duygusu ve gururuyla hareket edene gülerim ancak.

  25. admin
  26. Haklısınız. Hiç bilmiyor değiller demiştim. Orada biraz da “anlatamama” karşısında duyulan üzüntüye karşı teselli amacım vardı. Yine de tam olarak doğru değil tabi. Bilgileri eksik olmasa ne şekilde hareket edeceklerine tam olarak karar verebilirler. Demek ki anlatmak gerekiyor. Kişinin bilgi derecesini, bilmediklerini anlamaya çalışarak..

    Buradaki kişiler ise çok farklı. Anlayabilme-sorgulayabilme kabiliyetleri var görünüyorlar. Bu durumda onlar hakkındaki eleştirinize katılıyorum.

  27. admin
  28. Yazımın üstünden iki gün geçti. Yorumlar geldi. Ben de buraya kendi fikirlerimi tekrar tekrar yorum olarak yazdım. Bunlardan bazıları gelen yorumlardan sonra bende oluşan düşüncelerdi. Artık başka konuya geçebilirim. Ancak son sözlerimi söylemek istiyorum:

    Bu videodaki konuşma özeldir. Dinleyince anlarsınız. Basına açık değilmiş. Meselâ “şu meseleyi gizli tutalım, basın bilmesin” gibi sözler geçiyor.

    Böyle gizli bir konuşma bir şekilde ele geçirilmiş ve dindar kişilere sunulmuş. İnternette birçok sitede ve birçok blogda söz konusu video yayımlandı.
    İşte bu insan hakları açısından bir suçtur. Yanlıştır. Her yerde yayımlanmış olmasaydı ben asla videoyu burada sergilemezdim.

    Videonun başlığı ise şu:
    “Ezandan ve Kuran’dan rahatsız oldular”
    Videodaki ilk cümleler kesilmiş. Kasıtlı olarak kesilmiş.
    Bu ise apaçık bir provokasyon girişimidir. Dindar ve milliyetçi kesimler galeyana getirilmek isteniyor.
    Kadınların ezandan kurandan rahatsız olduklarına dair açık bir delil yok. Eğer baş tarafını kesmeselerdi en başta “hoparlörler ile, megafonlar ile” ezan ve kuran okunmasına karşı oldukları anlaşılacaktı. Olmasa bile ben uzun yıllardır bu kesimin bu şekilde ezan okunmasına karşı olduklarını biliyorum ve de sonuna kadar hak veriyorum. Sadece ben değil bazı koyu dindar kesimler de karşıdır.

    Her neyse. Yapılan şeyin bir linç girişiminden farkı yok.

    Öte yandan, kadınların diğer sözleri gizli kalmış veya kalmamış önemli değil; onların tesettür hakkındaki görüşleri herkesce malum zaten.

    Son olarak, halkı galeyana getirip bu kadınların zihniyetindeki insanlara karşı yeni bir Madımak Oteli olayı, yeni bir Maraş katliamı benzeri cinayetlere zemin hazırlamak isteyen sözde Müslümanları şiddetle kınıyorum.

  29. Arzu-hal
  30. Bazı konularda bende hak veriyorum aslında. Mesela bazı tesettürlü hanımların, sadece ben varım dercesine sokaklarda yürümesi abes. Size karşı olan insanlara hava atmak değil amaç. ” Ben size rağmen dolaşıyorum sokaklarda” Bu zihniyet yanlış. Allah-ü tealanın karşısında olduğumuzu bilip, her an tevazu içinde olmalıyız. Ayrıca ışıl ışıl,daracık kıyafetlerle, eskilerin tabiriyle bir okka makyajla dolaşan sözde tesettürlü kişilere de karşıyım. Eğer bir bayanın dikkatini çekebiliyorsanız bu kadar süslenerek, erkeklerin dikkatini mutlaka çekeceksiniz ki, bu tesettür değil.

Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz

Buradaki diğer yorumlara olabilecek eleştirilerinizi hakarete kaçmadan yapmalısınız.

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>