ANA SAYFA      RSS ile takip

‘Tasavvuf’ Kategorisi Arşivi

Kuran Okumak ve Sevap Hırsı

Saturday, March 22nd, 2008

Sevap olduğuna inanılan aktiviteler körü körüne yapıldıkça insana sevap değil belki günah kazandırır. Sevap kazanmak için Kuranı bilmediği anlamadığı Arapça dilinde okumakla insan acaba gerçekten sevap kazanıyor mu? “Ameller niyetlere göredir” hadisi böylesi ciddi bir konuda herkes için geçerli olmayabilir. Çünkü öyle meseleler vardır ki insan “bilmiyordum” demekle kurtulamaz.

Bu konuda, hayatını İslami ilimlere vakfetmiş ayrıca bir Nakşibendi şeyhi olan Mahmut Ustaosmanoğlu hiç de halkımız gibi düşünmüyor.
Kendisinden hatırladığım sözler:
• Manasını bilmeden Kuran okumak insana hiçbir şey kazandırmaz. (*1)
• Herkes Arapça öğrensin. 70 yaşında bile olsanız Arapça öğrenin.
• Arapça bilmeyenler her gün Türkçe meal Kuran’dan ayetler okusun anlamı üzerinde düşünsün. Bu sizin kalp gözünüzü (*2) açar.

O zat bunları ısrarla söylüyordu. Bana nasihat veren sokaktaki dindar vatandaş ise “Sen Kuranın Türkçesini okuma yanlış hüküm verirsin. Bu âlimlerimizin işidir. Sen okuma düşünme. Arapçasını tecvidli oku sevap kazan.” gibi akla mantığa uymayan nasihatleri verip duruyor.

Şimdi ben bütün hayatını Allah rızası için İslam ilimlerine vakfetmiş bir İslam âlimine mi inanayım yoksa sokaktaki Necati amcaya mı? Bu Necati amcalar her yerde.

Kuran insanlara Allahın hükümlerini bildiren bir kitaptır. O hükümler “insanlar okusun ve gereğini yapsın” diye Allah tarafından gönderilmiştir. Kuranda pek çok ayetlerde okumaktan, düşünmekten, akıl sahibi olmaktan bahsediliyor. Okunmalı ve gereği yapılmalı. Gereği nasıl yapılacak, peygamber efendimizin uygulamaları örnek alınmalı. İslam Âlimlerine danışmalı. tefsir kitaplarına bakılmalı. Dindar müslümanın derdi bu olmalı. Sevap kazanma hırsına kapılmamalı.

Kuran-ı Kerîm kitabında metalürjiden tıp ilmine, zoolojiden uzay ilimlerine kadar her ilim alanında insanlara hedef gösterilmiş. Buna rağmen günümüzde bu ilimlerde müslümanlar değil Avrupalılar söz sahibidir. Böyle olmasındaki sebep İslam toplumlarında Kurandan uzak anlayışların çok daha güçlü olarak yaşanması olabilir. Taht kavgaları, mezhep çatışmaları gibi.

Dipnotlar:

(*1) Ölülerinize Yasin suresi okuyun gibi hadisler var. Bunun manevi tesiri vardır. Ama herhalde vazifesini bilen şuurlu Müslümanların okumasıyla olabilir bunlar.
Yasin suresinin içindeki şu iki ayet yanlış düşüncelere cevap gibi:
69. Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir;
70. Diri olanı uyarsın ve gerçeği örten nankörler/inkârcılar aleyhine söz hak olsun diye indirilmiştir.

Yetmişinci ayette “diri olanı” yani hayatta olanı, ölüleri değil… diye ifade edilmiş. Ama burada “diri olan” demekle o kastedilmemiştir diyenler çıkabilir. Yanlış da değil gerçi ama Kuranın mucizeliği zaten bir sözünde iç içe ve kişiden kişiye değişen birden çok anlamlarının olmasıdır. En çok en genel anlamları üzerinde durulmalı. Özel durumlarda ve gerektiğinde diğer anlamları tefsirci alimlerin yol göstericiliği eşiliğinde incelenmeli.

Mahmud Efendi Hazretleri’nden naklettiğim sözü yanlış bulabilecek kişiler için:
Bilindiği gibi, islam dini ile mükellef oluşumuzda islam şeriatinin olmazsa olmaz sınırları vardır. Bu sınırlar ne pahasına olursa olsun çiğnenmemelidir. Şeriat zahire hükmeder. Bunu titizlikle korumamız ehli sünnet akaidince şarttır. Batıni meseleler, tarikat yolundaki keşifler ve kerametler, batın ilmi gibi şeyler tümüyle gizli tutulmak zorunda. Bazen öyle yüksek hakikatler vardır ki şeriat onları kabul etmez. Bunda bir yanlışlık yok. Çünkü şeriat sınırlarının ihlal edilmesi insanlığın düzenini bozacak, dini karıştıracak her şeyin kapısını açar.
Bütün bu sebeplerden dolayı Mahmud Efendi Hazretlerinin sözünü doğru kabul etmemiz gerekiyor.

(*2) Burada geçen “kalp gözünün açılması” ifadesi şu anlamda kullanılmıştır: İnsanın düşünsel yeteneklerinin artması, anlayış kavrayış melekelerinin gelişmesi, zihninde yeni yeni akıl etme kanallarının devreye girmesi. Ve böylece kişinin hak ile batılı şuurlu bir şekilde ayrt edebilmesi.. İşte insanın kalp gözünün açılması bu demektir. O zatı iyi tanıdığım için ne demek istediğini biliyorum. Keşif gözü ile kalp gözü birbirine karıştırılmamalı. Uzakdoğu mistisizminde keşif gözü için “üçüncü göz” terimi kullanılır.