Yeni Site
“Günün Resmi” ana konusu ile yeni bir blog başlatmış bulunuyorum. Bugün 26 Ağustos olduğu için bu tarih ile ilgili bir resim bularak ilk yazımı yayımladım.
>>> Burada.
Malazgirt Savaşı 26 Ağustos 1071 Cuma günü, Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru 4. Diyojen komutalarındaki iki ordu arasında olmuş.
Ayrıntıları Vikipedi’den >>> okuyabilirsiniz.
Diyojen’in çeşitli kavimlerden oluşan askerleri arasında bazı Türk boylarından ve Ermenilerden askerler de bulunuyormuş. Diyojen’in ordusundaki Türkler savaş esnasında karşı taraftan duydukları Türkçe komutları duyarak, Ermeniler ise çok yakın bir zaman önce Diyojen’in Sivas’ta katlettiği soydaşlarının acısı etkisiyle, yenilecekleri işleri bitecekleri esnada hemen Türk ordusu tarafına teslim olmuşlar. Aslında Ermeni askerlerin kaçtıkları yazıyor ama her taraf kuşatılmış, kaçacak yer olmadığı da yazıyor. O halde onlar da teslim olmuştur.
Diyojen’in ordusu 250 bin kişi kadar, Alparslan’ın ordusu ise 50 bin kişi kadarmış.
Allah’ın yardımını ve o zamanki Türklerdeki temiz Müslümanlığı unutturmak istercesine Türk tarafı niçin savaşı kazandı diye başka sebepler aranıyor. En başta Türklerin ustaca savaş taktikleri, sonra Bizans ordusunun üstlerinde güçlükle taşıyabildikleri savaş giysileri sebep olarak gösteriliyor. Son olarak da hiç direnmeden saf değiştiren, Türk ordusuna teslim olan Bizans ordusundaki Türkler ve Ermeniler sebep gösteriliyor.
Çanakkale’de bunların hiçbiri yoktu yine mucize kabilinden bir başarı ile savaşı kazandık. Müslümanlar Allah yolunda şehit olmak için savaşır. Başka bir şey için değil. Bunu iyi bilen Atatürk “Size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum!” diyerek ordumuzun maneviyatını güçlendirmiş, askerlerimiz Allah Allah Allah diyerek düşmanın üstüne “ölmeye” koşmuştur. Burada şehit olma arzusu kuvvetli bir CEZBE halini almış. Ne mutlu o askerlere ki kendilerine şehit olma cezbesini aktif hale getirebilmeyi başaran Atatürk gibi bir komutanları varmış ve de ne mutlu Atatürk’e ki öyle bir ordunun komutanı olmuştur.. Son olarak ne mutlu bize ki “iman kuvvetimiz” ile Allahın yardımı ile başarabildiğimiz gerçekleştirilmesi imkânsız zaferlerle dolu bir geçmişimiz var. Onların tertemiz Müslümanlığını örnek alırsak tabi..
Günümüzde kaç gencimiz var ki askere giderken kafasında “bir an öce bitse de filan hayallerimi gerçekleştirsem” düşünceleri geçmiyor da “inşallah Allah yolunda şehit olurum” diyor?
Günümüzde kaç anne var ki oğlunu askere gönderirken arkasından “ya şehit olsun ya gazi” diye dua ediyor? Bu özelliklerimiz mazide kalmış.
Öte yandan günümüzde bize “düşman” olan ve “düşman” gösterilen, kendileriyle savaşa itildiğimiz kişiler de müslüman oğlu müslüman. Bu ise içinde bulunduğumuz halin en acı yönü.

