Seçenekler:
Buradasınız:


Boş Durmayalım

Nişantaşı, Maçka, fıskiyeli havuz

Fotoğrafta gördüğünüz fıskiyeli havuz Nişantaşı’ndan Maçkaya inince oralarda bir yerde.

İnsan sosyal bir varlıktır. Tek başına yaşayamaz. İnsanlardan hoşlanmayıp sıkılıp yalnız kalmayı tercih etmek psikolojik bozukluk sınıfına girer. İnsan işsiz olsa bile diğer insanlarla paylaşım getirecek aktiviteler bulmalı kendisine.

Bize yakın bir yerde şişli belediyesinin emekliler için yaptığı bir tesis var. Bazen o caddeye yolum düşer. Bahçesindeki masalarda oturan saatlerce sohbet eden, iskambil kâğıdı oynayan emekliler görüyorum. Dostluk arkadaşlık güzel ama vakti tamamıyla bomboş geçirmek iyi değil. Saatlerce aynı yerde oturup çene çalmanın, iskambil kâğıtları ile oynamanın hapishane hayatından farkı yok. Hapishanelerde bile insanlara bir şeyler öğretiyorlar. Birtakım beceriler, sanat ve meslek kazandırıyorlar.
Emekli oldunuz diye kendinizi bu kadar verimsiz kılmayın. Bir şeyler üretin. Atalette hayır yok.

El becerileri çok faydalı önemli bir aktivitedir. Allahın verdiği yeteneklerimizi, sinir sistemimizi, gözümüzü, elimizi bir şeyler üretmek için seferber ederiz.

El emeği göz nuru ile ürettiğiniz şeyleri insanlar beğenir. Ya hediye eder dostlarınızı sevindirirsiniz ya da satar para kazanırsınız. İnsanlarla çok güzel paylaşımlara girersiniz.

İnsan boş durmamalı. Her anını faydalı ve gerekli aktivitelerle doldurmalı.
Aksi takdirde bunalımlar dertler yakamızı bırakmıyor.

Biz insanız. hem yalnız kalır hem boş durursak bin bir çeşit düşüncelerle melankolik olur dünyadan koparız. Onun için insanlarla paylaşım getiren aktivitelerin peşini hiçbir zaman bırakmamalı.

16 Yorum

  1. Gidip konuşsan sonra yaşlı insanların tecrübelerine yönelik yeni blog oluştursan güzel olur :)

  2. Buranın dışında 10 ayrı blog var zaten. En üstte linkleri var. 10 alt alan hakkım vardı. Onuncusunu yeni kullandım.

    Bence onların kayda değer tecrübeleri ve verecekleri kayda değer tavsiyeleri yoktur. Olsaydı böyle vakitlerini çürütmezlerdi diye düşünüyorum. Kelin merhemi olsa kendi başına sürer.

  3. İşe başladığım hafta bilgisayarımın kişisel ayarları yapılana ve ben işe adapte olana kadar dönem dönem boş kaldım. O anlarda patlayarak öleceğimiz düşünmeye başlamıştım. İnsan hirbirşeyle uğraşmadan nasıl vakit geçirir ki, o dakikalar nasıl akar gider ki hem de yaradan’ın karşısına çıktığımızda her bir dakikanın hesabını verecekken…

  4. İşyerlerinde boş boş beklemek çok kötü. Ben de yaşamıştım. Ama orada yine en azından insanın bir beklentisi var. İşe yeni girmişim.. öğrenmem gereken şeyler var.. her şey iki günde olmaz gibi..

  5. Peygamber efendimiz bir hadisi şerfiflerinde şöyle buyurmaktalar “Iki nimet vardir ki , Insanlarin çogu bu nimetlerde aldanmistir: Sihhat ve bos vakit….

    Ne büyük gafletteyiz ki ne yapıyorsunuz felan diye hatır sorsak, vakit öldürüyoruz ifadesi kullanılıyor, gerçekten içler acısı, halimiz…

    Selam ve dua ile

  6. Yerinde bir tespit evet. Konuşsak kendileri birinci sınıf müslümandırlar. Benden daha fazla bildiklerine kesin emindirler. İçleri çok rahat. Yan sokakta ezan okunur iskambil kağıtlarını bırakmazlar. Hiç umurlarında bile değildir. Böyle gelmiş böyle gidiyorlar.
    Yaşlılıkta insan çok şeyini yitirmiş oluyor. İstediğin kadar anlat, hiçbir şey öğretemezsin. Gençliğinde öğrendikleri belledikleri şeylerin dışına çıkamıyor bu insanlar.
    Dinlerini yarına bıraka bıraka yarınlarını da kaybettiler sonunda.
    Yaşlılık zor. Hiçbirimiz sanmayalım ki yaşlanınca bilmediklerimizi öğrenebileceğiz, yanlışlarımızı düzeltebileceğiz, yeni fikirlere açık olacağız. Mümkün değil. En azından benim tanıdığım bütün yaşlılar böyle.

  7. Evet Kayıp zaman .. Ama aslında onlarla da konuşmak tecrube sahibi olmak için yanlarına gitmek lazım ..
    Ya senin bir sözün onları etkiler Kağıt oynamalarına manı olursun ..
    Hoş buda güzel bir şey..
    Sevgiyle kalın..

  8. Siz ne diyorsunuz? Ben onların yanına gitsem ancak onlar gibi kâğıt oynarım! Bende kalblere nüfuz etme kabiliyeti yok. Bende nur mu var ki onlara aksettireyim?
    Gençlere ve akranlarıma anlatsam düşünerek dinliyorlar. Soru soruyorlar. Bazıları çok itiraz ediyor ama ne dediğimi iyi anlıyorlar. Yaşlılar ise anlattıklarımı işitirken dinlemiyor, o kelimelerle ilgili geçmişteki bilgilerini hatırlıyor. O bilgiler ise yanlış. Eğer doğru olsaydı şimdi böyle boş işlere dalıp gitmezlerdi.
    Yaşlılara bir şey öğretmek için keşif keramet sahibi olmak lazım. O derecede çok zor. Bu ne yazık ki beni fazlasıyla aşan bir gerçek.

  9. Hadi bir atasözü ile destek vereyim bu yazıya ki bu atasözünü, ilk görüşümde hayran kaldığım bir teyzeden duymuştum beş altı yıl kadar önce; öyle eli yüzü-giyimi düzgün, çevik, derli toplu yapıda bir teyzeydi ki… tam da aktardığı atasözünün gereğini yaşayan bir insandı… neyse, işte atasözü:

    -erinenin, oğlu uşağı olmazmış!

    boş an yok aslında… her an yapmamız gereken bir şeyler var; bunun farkındayız… esas olan yapılacak işlere karşı gösterdiğimiz tepki: erinme/üşenme… ya da atalet…

    boş işlerle uğraşmanın da temelinde sanırım üşenme duygusu yatıyor; gerç.ek işlerimizle uğraşmaya üşendiğimizden, psikolojik bir kaçışla, kendimizi boş işlere veriyoruz… yoksa anlamlı/faydalı işimiz olmadığından, bunun sıkıntısını yaşadığımızdan değil…

    neyse..! şimdi beni içerde bekleyen daha önemli işimle ilgileneyim (bu son paragraftan hemen önce misafir geldi de :) izin aldım ondan ali ye yazdığım yorumumu tamamlayayım diye)

    sevgiyle!

  10. O söz bizde şöyle: “Üşenenin oğlu kızı olmaz”
    Evet boş vakit diye bir şey yok. Vakti israf ederiz o kadar. Dinlenmek için yapılan şeylerle harcadığımız vakit de boş vakit değil. Dinlenmeyi ise gerekli ve faydalı faaliyetlerimizi sağlıklı yapabilmemiz için güç toplamak niyetiyle yaparız / yapmalıyız.
    İnsan bir şey yapmadan duramıyor. Madem insanın her şeyi bir şey yapmaktır, o halde insan aklını başına alıp yapması gerekenleri vaktinde yapmalı. Bir işten üşenirsek dediğiniz gibi onu erteliyoruz onun yerine yine bir şeyler yapıyoruz. Her halükârda bir şeyler yapıyoruz. Öyleyse “bari yaptığımız şeyler yapmamız gereken şeyler olsun” diye düşünelim ve öyle yapalım.

  11. Boş Vakit:
    İnsanların bir mesleği vardır, bir işte çalışır. bazı insanlar öğrencidir. Kişinin çalıştığı işe ayırması gereken vaktinin dışındaki zamana yanlış olarak “boş vakit” deniyor.
    Boş vaktinizde neler yaparsınız? sorusunda “boş” kelimesi ile aslında “işinize ayırmak zorunda olduğunuz zamanın dışında kalan” denmek isteniyor. Kastedilen mana budur. Bu manada “boş” denmesinin bir sakıncası yok. Ama keşke bunun yerine başka bir kelime kullanılsa…

  12. Yazdıklarınızı ve yorumları okurken duyduğum bir olay aklıma geldi.
    Peygamberimiz bir kaç kişi ile yolda yürür iken kapısının önünde oturan birine selam vermeden öylece geçmiş oradan.Dönüşte tekrar aynı adamı otururken görmüşler.Ama bu sefer Peygamberimiz (s.a.v), o şahsa selam vermiş.Daha sonra peygamberimizin yanında bulunanlar neden giderken selam vermediğini ama dönüşte selam verdiğini sormuşlar.O da:
    “Biz giderken o boş boş oturuyordu.Hiçbir şey yapmıyordu.Ama dönüşte baktım ki toprağı karıştırıyor.Bunun karıncalara ve diğer canlılara faydası vardır.Kişi faydalı bir iş yapıyordu.Bu sebeple olay bu şekilde cereyan etti.” demiş.

  13. kalıplar …kalıplar
    hep çalış diyen çok da iş öğrenen/öğreten pek az.
    kendi bildiklerimizde de aynı davranışları sergiliyoruz.
    bilgi bize yük belki de, ne kadar bilirsen o kadar fazla sorumluluk alıyorsun, çoğundan da kaçıyorsun.
    sürekli doğruları bilmeye çabalıyoruz, doğruları yaşamaksa ertelenen birşey.
    yaşamak adına da doğrularımız var, harekete geçme planlarımız falan
    ama bunlar dahi teoride kalıyor, akıp giden zamanın parçası olmuyoruz, seyrediyoruz sadece
    bizi tetikleyen neyse? ben bilmiyorum, çünkü bende zamanımın çoğunu boşa harcıyorum.

  14. Yorumunun ortalarındaki fikir son haftalarda kafamı kurcalayan bir şey. Az şeyle uğraş ama hayatında tatbik edeceğin şeyle uğraş diyorum kendi kendime.
    Bir Çin atasözü “en iyi bildiğin şey yaptığın şeydir” diyor. İnsan yapmadığı şeyi ne derecede doğru bilebilir? Hele bir uygula bakalım öyle midir değil midir.. Yaptığımız şeyi ise gerçekten doğru biliyor muyuz?
    Öte yandan doğru bilgiler insanı er ya da geç doğru işlere sevk eder diye güzel bir söz hatırlıyorum.
    Zamanı boşa harcamaya gelince:
    Allaha ve ahirete inanan insanlar zamanını boşa geçirmez veya nasıl faydalı hale getireceğinin bilincindedir. Ümitsiz olma. Namaz kılmıyorsan bugünlerini namaza başlamakla değerlendirebilirsin. Namaz nasıl kılınır esaslarını inceliklerini uygulayarak öğrenirsin veya öğrene öğrene uygularsın. Eksikliğin başka bir alandaysa onu tamamlarsın. Veya bambaşka şekillerde işsiz günlerini değerlendirirsin.

    Zaman ve Para
    Para kaygısı yanlıştır. O konuda kaygılanmak boşa panik olur. Parayı ve zamanı aynı şeyler imiş gibi düşün. İkisi de akıp gidiyor, akıp geliyor. Para bazen getireceği şey halinde gelir. Zaman da öyle değil mi? Zamanı görmüyoruz. Parayı görüyoruz. Bu yüzden bambaşka şeyler gibi algılıyoruz. Bunları iyi düşünelim.

  15. Günün bir saatini kurtardık diyelim, kalan 23 saati nasıl boş geçirmeyeceğiz, onu iyi planlamak lazım, ama herşey planladığımız gibi olmuyor, biz gelecek hakkında düşünürken hiç düşünmediğimiz şeyler başımıza geliyor.
    Düşünmemek lazım belki de :)

  16. ”Degerli olma duygusu, insanın kendini degerli hissetme hali, ruh saglıgı için şarttır. Bu çocuklugunda kendisne verildiyse, anne baba sevgisi sayesinde kazanılıyor ki, kendini degerli hissetmeyi ögrendiyse kendini deger veriyorsa, zamanına da deger verir. Zamanımıza deger veriyorsak onu iyi kullanmayı isteriz.”

    Bunu şuan okudugum bir kitapdan ögrendim ve çok dogru buldum. Bizler kendimize deger vermesini bilmiyoruz ki vaktimize deger verelim. Çocuklugumuz da yetiştirilme tarzımız çok önemli, sevgisiz yetiştiriliyoruz, bilinçli olarak yetiştirilsek her şey daha düzgün, daha mükemmel olacak, herşeyi bilinçsizce heba ediyoruz tüketiyoruz….

Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.




XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bundan bir yeni yazı: Kânunî ve Fransa »
Bundan bir eski yazı: Sahte Laiklik »