Atatürklü Banka Reklamı
Haluk Bilginer‘in Atatürk rolünü oynadığı yeni İş Bankası reklamındaki sözler çok güzel. Eleştirilecek bir şey yok. O sözleri iyi düşünüp hepimizin ders alması gerekir.
Bu reklam bana “Kurbağa Hikâyesi”ni hatırlattı. Yazayım:
Kurbağalar arasında duvara tırmanma yarışı düzenlenmiş. Tırmanmak hem zor hem çok tehlikeliymiş. Seyirciler büyük bir heyecan içinde bağırıp çağırıyormuş. Bazı kişiler “başaramayacaksınız geri dönün” diye bağırırken bazıları şöyle yap böyle yapma oraya dikkat şuraya dikkat filan diye tavsiyelerini yarışmacılara yüksek sesle duyurmaya çalışıyorlarmış.
Biri hariç kurbağaların tümü başaramamış. Kimi kayıp düşmüş kimi caymış devam etmemiş.
Zirveye tırmanabilip yarışmayı kazanan kurbağanın başarısının sırrı araştırıldığında bu kurbağanın sağır olduğu ve bu yüzden yarışma esnasında sesleri duymadığı için hiçbir şeyden etkilenmeyip konsantrasyonunu bozmadan hedefine odaklandığı öğrenilmiş.
Böyle hikayelere “kıssadan hisse” denir. Yukarda bahsettiğim reklamdan alacağımız hisse bu kurbağa hikayesinden alacağımız hisse gibi çok değerli. Kıymetini bilelim.
Eleştiriler ister yapıcı olsun ister yıkıcı olsun insanın hedefine olan konsantrasyonuna zarar verebilir. Gerçek bir dava adamı insanların övgüleri ve yergileri ile değil kendi azmiyle hareket eder. Buna “ihlas” denir.
Kategori: Reklam Eleştiri |
Etiketler: Atatürk, banka reklamı, Haluk Bilginer, ihlas, kurbağa hikayesi, yergiler övgüler
15 Kasım 2007, 11:16 pm tarihinde.
güzel bir hikaye.bu hikayeyi yazıp gözümün önüne assam iyi olacak.şu günlerde yakındığım bir konu.insanların benden çok şey bekliyor olması ve benim sabrımın taşıyor olması.çok fazla ince düşündüğümü sanıyorum.bir türlü ben olamıyorum.mesela derslerde osmanlıdan bahsedilmesini isterdim dersin içinde biraz yeri geldi değindim ama kimse devamını getirmedi veya sözlerimi onaylamadı.hep japonlar ne yapmış amerika ne yapmış avrupa ne yapmışşşş, peki osmanlının ekonomiyi yönetimi ve çalışma hayatı ne olacak.hiç kaynaklarda o zamanlardan bahsedildiğini görmedim.(okul için)tamam adamlar bir sürü şeyi literatüre geçirmişler ama bunlar zaten daha önceden yapılmıyormuydu…bir sürü şey var kafamı kurcalayan.beni anlamadıklarını düşünüyorum yada ben onları anlamıyorum.
***
Cevap: Cumhuriyet dönemi tarihçilerimizin çoğu kasıtlı olarak veya olmayarak çok yanlış şeyler yazmış. Geçenlerde bir televizyon programında değerli bir tarihçimiz bu konuya değinmiş bazı açıklamalarda bulunmuştu. Neredeyse hiçbir akademik eğitimi çalışması incelemesi olmayan bazı ortaokul öğretmenlerinin geçmişte tarih kitapları yazdığını anlatmıştı.
Ben şimdiye kadar çok sayıda yanlışlara rastlamışımdır. Bunlardan biri de 100 ünlü Türk adlı kitapta Cengiz Han’ın da Türk büyüğü olarak anlatılması. Oysa o Türk değil Moğoldur.
Okulda eğitim sürecindeyken bazı sıkıntılarınızın olması bu toplumda normaldir. Bence sizi motive edecek şeyler okuyun, bunu ihmal etmeyin, doğru kişilerle vakit geçirin. Okul hayatı devresini çok verimli kullanmak gerekir. Bunun ihmali olmaz. Dikkatli davranın.
15 Kasım 2007, 11:23 pm tarihinde.
harika bir yazıydı…..aynen katılıyorum….
17 Kasım 2007, 4:32 pm tarihinde.
Reklam gerçekten takdire değer. Aynı şekilde sizin öykünüz de…
Hayatta kimi zaman kulaklarını diğerlerine tıkamak, hatta gözlerini dahi yummak daha doğru. İnsanlar her durumu kendi pencerelerinden ele alıyorlar ve insan sayısı kadar farklı bakış açısı doğuyor. Bu noktada en doğrusu insanın kendi doğrusunda ilerlemesi…
Ama bu da demek değildir ki arada bir gözümüzü açmayacağız, kulaklarımızı daima tıkıyacağız! Elbette eleştirileri de değerlendireceğiz, kendimizi de hırpalayacağız zaman zaman…
Bu noktada önemli olan amaca giden yolda eleştirileri ve önerileri de dinleyip kendi yöntemimize serpmek. Böylece hayat daha tatlı, zorluklar daha kolay olacaktır sanıyorum…
*****
Cevap: Teşekkür ederim gayet ince noktalara temas etmişsiniz. Özellikle “kendi yöntemimiz” sözünüzde ben şimdi görüyorum ki ben geçen fitnede kendi yöntemimle hareket edememişim. Niçin? Bilinçaltımın toplumsal etkilere çok kayıtlı olmasından. İşte bu hepimizde olan bir şey. Otomatikman devreye giriyor. Kişinin görüşü veya dini ne olursa olsun öncelikle bilnnçaltını terbiye etmesi gerekiyor. Bu sefer bunu çok daha iyi anlamış bulunuyorum. Tekrar teşekkür ederim.