Ajitasyon, Provokasyon ve Saptırma

30 Mart 2008 Pazar

Ajitasyon: İnsanları sinirli, öfkeli ve üzgün hale getirmek için onların etkilenecekleri değer yargılarını, dini inançlarını, örflerini ve adetlerini kullanma girişimi.
Bu yöntemle cahil kitleleri yönlendirmek çok kolaydır. Toplumumuzun çoğunluğunu oluşturan düşünmeyi, sorgulamayı, analiz etmeyi bilmeyen, otomatik ani tepkilerle hareket eden insanlarımız ajitasyonlarla her türlü amaç için kolayca yönlendirilebilir niteliktedir.

Provokasyon: Şartları kullanarak veya uygun şartlar oluşturarak planlı bir şekilde yapılan ajitasyon. Bunun için gerekirse yalandan ve iftiradan kaçınılmaz.

* * *

Medyamız, hemen her kesimden aydınlarımızdan bazıları ve bazı sanatçılarımız ve siyasetçilerimiz kişisel haklılığın savunulmasında ve siyasi meselelerde ajitasyona ve provokasyona çok sık başvurur.

Bu yöntemler çağdaşlığa, medeniyete hiç yakışmıyor. Ama toplumun kendisi (ister Atatürkçü kesim olsun ister İslami yönetim yanlıları olsun ya da milliyetçi kesim olsun) eğer çağdaş ve medeni değilse ajitasyona başvurmayı bazı kişiler kaçınılmaz gerekli görür. Çünkü kendi davasını korumak ve sürdürebilmek için elinden başka bir şey gelemeyeceği düşüncesindedirler. Şimdi bu kişiler (eğer davalarında samimi iseler) burada şu gerçekle karşı karşıyadır: Davasını kendisi putlaştırmış, bir dogma haline getirmiştir. Dava artık özünde işlevsiz haldedir. Davalar puta tapar gibi anlamsız bir şekilde sürdürüldüğü gibi, kötü amaçlar için kolaylıkla kullanılabilir bir hal almıştır.

İnsanları bir konuda seferber etmek için ya da bir konuda ikna etmek için insanların değer yargılarını, inançlarını, zaaflarını kullanmak hem düşünsel seviyesizliği gösterir hem de haksızlıktır, adaletsizliktir.

Halk nasıl bir topluluk ise halkı yöneten ve yönlendirenler de aynıdır veya halkın özelliğine göre hareket ederler. Düşünmeyi sorgulamayı bilmeyen kitleleri doğru fikirlerle değil, onların değer yargılarını silah gibi kullanmayla bir şeye yönlendirmeye çalışırlar.

2 Temmuz 1993′te gerçekleÅŸen Madımak Oteli Yakılması Olayı (Sivas Davası) provokasyonun nasıl kötü sonuçlar doÄŸurduÄŸu üzerine etkili bir örnektir. Bu katliam büyük bir insanlık ayıbı olarak tarihimize keçmiÅŸtir. Bu olay ayrıca provokasyon için kullanılabilecek sözlerden kesinlikle kaçınılması gerektiÄŸini de bariz bir ÅŸekilde gösteriyor.

Herkes davasında dikkatli olmalı. Karşıt davadaki insanlar için kullanılan sözlere dikkat edilmeli. İnsanların inançlarına ve görüşlerine saygılı olunmalı.

Karşıt davaları karalamakla uğraşacağına herkes kendi davasının güzelliklerini çeşitli aktivitelerle en başarılı şekilde insanlara öğretmeye, benimsetmeye çalışmalı. Toplum içinde güzel bir örnek olarak kendisini olabildiğince tanıtma girişimlerinde bulunmayı asla ihmal etmemeli. Ne kadar açık ve net olarak tanınırlarsa haklarında yapılabilecek iftiralar o kadar etkisiz olacaktır. Bunlara karşı yapılabilecek provokasyon girişimleri başarısız kalacaktır. Kısacası sözlerden daha çok, faydalı uygulamalarla hareket etmek ve güzel hizmetleriyle, faziletliliğiyle iyice tanınmış olmak gerekiyor.

“Ajitasyon, Provokasyon ve Saptırma” için 3 Yorum

  1. ahmet diyor ki:

    “2 Temmuz 1993′te gerçekleÅŸen Madımak Oteli Yakılması Olayı (Sivas Davası) provokasyonun nasıl kötü sonuçlar doÄŸurduÄŸu üzerine etkili bir örnektir. Bu katliam büyük bir insanlık ayıbı olarak tarihimize keçmiÅŸtir. Bu olay ayrıca provokasyon için kullanılabilecek sözlerden kesinlikle kaçınılması gerektiÄŸini de bariz bir ÅŸekilde gösteriyor.”
    Provokasyona ( kışkırtma diyelim biz ÅŸuna ) neden olabilecek söz ve olayların listesi varmıdır? Yani ben ÅŸimdi allah’ın yokluÄŸu üzerine düşünsel faaliyette bulunsam, mesela bir konferans düzenlemeye kalksam bu bir kışkırtmamıdır?

    “İnsanların inançlarına ve görüşlerine saygılı olunmalı.”
    Peki, putperestliÄŸin iyi bir ÅŸey olduÄŸunu, ahlaki deÄŸerleri temsil ettiÄŸini, ancak muhammed’in tanrılarımızı kırdığını, yıktığını söylesem bir bir kışkırtmamıdır yoksa inancım dolayısıyla ÅŸekillenen özgür düşüncemmidir?
    Bu yazınızda “kışkırtmayın yoksa cayır cayır yakarlar olm sizi, ne barışı ne huzuru, islam size karşı olana müstehaktır diyor” düşüncesini mi savunuyorsunuz?

    *****
    Cevap:
    Yazımın ana fikrini ne kadar dikkate aldınız bilmiyorum. Yine de yorumunuzu ince ince cevaplayayım:
    1- Kuranda kesin bir emir vardır. Müslümanlar kesinlikle uymak zorunda:
    “Siz onların putlarına sövmeyin ki onlar da sizin Rabbınıza sövmesin.”
    Müslümanlar buna uymuyorsa Allahın emirlerinin dışında hareket ediyor, dolayısıyla kendi kafalarınca uydurdukları ve adına islam dedikleri bir dine göre hareket ediyorlar demektir. Bu durumda gerçek islam dini onların yansıttığı ÅŸey deÄŸildir. Onlar İslam dinini kafalarındaki ÅŸey sanıyor; siz de islam dinini onların kafalarındaki ÅŸey sanıyorsanız onlarla savaÅŸamazsınız. En az onlar kadar hatalısınızdır. Çünkü böyle yapmakla siz de islam dinini “onlar gibi” kötü tanıtıyorsunuzdur. Örnek: Ben atatürkçülüğü yanlış anlayanlardan görüp kötü bir ÅŸey olarak deÄŸerlendirerek herkese böyle anlatıyorsam ben de Atatürkçülüğe zarar vermiÅŸ olurum. Bu kötü bir oyundur. Ahlak dışıdır. BaÅŸka bir deyiÅŸle hiç etik deÄŸildir. Bir gerçekle savaÅŸmak için o gerçeÄŸi yanlış uygulayanların yansıttığı ÅŸeklini o gerçeÄŸin yerine koymak.. Bu nedir? Üstünde düşünün.

    2- İslamın gerçeğinde putları reddetmek ne ise, bugünkü dini siyasete alet etmeyi reddetmek, Atatürkü siyasete alet etmeyi reddetmek birbirlerine çok yakın şeylerdir. Putperestlik ve bugünkü tahrif edilmiş olarak yaşanmaya çalışılan din arasında bir fark kalmamıştır. istisnalar hariç.
    Böyle olunca gerçek islamı değil sosyolojik olguları, kitlelerin tavırlarını tartışıyoruz demektir.

    Buradan ÅŸu çıkar: Ben cehaleti savunmak istemem. Ama provokasyonda kullanılmaya çok müsait kitlelere karşı nasıl tavır alınması gerektiÄŸini söylemem büyük bir insaflılık örneÄŸidir. Ben bunu yaptım. Siz “kitleleri provoke edici sözleri söyleme özgürlüğüm var. Bu uÄŸurda çok kan dökülecek, sanatçılar diri diri yakılacak bana ne, ben özgürce her ÅŸeyi söylerim arkadaÅŸ!” diyorsanız bir daha düşünün derim. Nasıl bir toplumla karşı karşıya olduÄŸunuzu iyice düşünün.
    Sizin “… … … düşüncesini mi savunuyorsunuz?” sorunuz eleÅŸtiri deÄŸil de gerçekten soru ise cevabım budur. Soru deÄŸil de eleÅŸtiri ise yersiz ve yazımın anafikrine hiç uymayan bir eleÅŸtiridir.

    Ben islamın gerçeÄŸini savunurum. Ama islam dinine inanmayıp cahil kitlelerden gördüğünüzü islam budur diye görüp (veya öyle gösterip) benimle tartışmaya kalkarsanız büyük hata içindesiniz demektir. Çünkü ben nasıl gerçek Atatürkçülüğün ne olduÄŸunu ne olmadığını biliyor ve ona göre davranıyorsam, Atatürk’e ve Atatürkçülüğe saygım nasıl büyükse, araÅŸtırmalarımı nasıl titizlikle yapıyorsam, islam hakkında reddedici iddialarda bulunanların da aynı ÅŸekilde davranarak karşıma çıkması gerekir.

    3- Peygamber efendimizin putları kırmasında halkın putlardan beklentilerinin yanlış olduğunu halka ispat etmek vardı. Bugün benzer şeyler yapılabiliyor mu, kafalardaki putlaştırılmış değerler yıkılabiliyor mu bu önemlidir.

    ÖrneÄŸin Atatürk’ün ilkelerini kitlelere tanıtmak için hiçbir ÅŸey yapmayan bütün Atatürkçüler Atatürk’ü putlaÅŸtırmış, Atatürkçülüğü bir tabu haline getirmiÅŸtir. Siz niçin karşıt davadakilerle devamlı uÄŸraşıp Atatürkü tabulaÅŸtıran kiÅŸilerin kafalarındaki putları kırmaya çalışmıyorsunuz? Çalışmıyorsanız siz de Atatürkçülüğü bir tabu olarak yaÅŸatma derdindesinizdir. Bu gidiÅŸat Atatürkçülüğün tamamıyla yok olmasına sebep olacak, baÅŸka hiçbir iÅŸe yaramayacaktır.
    Gerçekten akla mantığa sığan tek şey şudur:
    Atatürk ilke ve inkılaplarının insanlara tanıtımı, ne iÅŸe yaradığı, ülkemizde nasıl uygulandığı, Atatürk zamanında nasıl uygulandığı ve ne gibi sonuçlar alındığı, dünyada bu ilkelerin benzerleri veya aynıları hangi ülkelerde “günümüzde” nasıl uygulanıyor ve ne gibi sonuçlar alınıyor, iÅŸte bu konularda insanlara bilgi sunulduÄŸuna, bu uÄŸurda mücadele edildiÄŸine rastlamıyorum. Bu eksikliklerin giderilmesi ÅŸart fikrindeyim.
    (Okullarda bunlar öğretilmiyor. “Yaptık oldu” mantığıyla hazırlanmış saçma sapan ders kitaplarında bu konular son derece sığ ve insana hiçbir ÅŸey kazandırmayacak ÅŸekilde ele alınıyor. Bu yeni deÄŸil. Ben lisede ve üniversitede iken de aynıydı.)

    İşte Atatürkçü kesim bu çalışmaları yapmıyor. Çoğu, büyük çoğunluğu Atatürk ilkelerini sayamaz bile. Yani sadece ilke isimlerini bile bilmiyorlar. Ama karşıt davaları karalamakta üstlerine yok.
    Bu durumda atı alan üsküdarı geçiyor.
    Karşıt davalardaki insanlar amacına ulaÅŸmıştır. “Muhaliflerimiz bizi karalamakla istediÄŸi kadar uÄŸraÅŸsın, bizim için kârdır. ama yeter ki kendi davalarında akim kalsınlar” diye düşünerek onlar kendi davaları için hizmetlere tam gaz devam etmektedir.

    Sonuç olarak ÅŸunu size tekrar hatırlatayım: Ben düşünmek ve sorgulamak isteyen pırıl pırıl gençliÄŸin kısır döngülerde oyalanmasına, sinir harbine girip yıpranmasına üzülüyorum. GençliÄŸin karalama uÄŸraşılarında bulunmaktansa benimsedikleri davada iÅŸe yarar, yapıcı hizmetlerde bulunması, kendi elleriyle bir ÅŸeyler oluÅŸturması gururla yaygınlaÅŸtırmaya çalışması taraftarıyım. Don kiÅŸot’un yeldeÄŸirmenlerine karşı savaÅŸ açması ne kadar mantıksızsa sadece sinir harbinde bulunup kendi davası için bir ÅŸey yapmamak aynı derecede mantıksızdır.
    İyice bir düşünürsek gençliği bu sinir harplerine çekmek için uğraşanlar gençliği gerçekte olmaları gereken davadan alıkoymaya çalışanlardır.

  2. Yazarın Kendisi diyor ki:

    Ajitasyonun iyi amaçlar için kullanılması
    Bazı sol devrimci kaynaklardan öğrendim. Mesela işçi haklarının toplumca savunulmasını yaygınlaştırmak için yoksul bir işçinin ve ailesinin ne kadar zor durumda olduğunu resimlerle kısa filmlerle halka anlatmak iyi sonuç verebilirmiş.
    Bunun gibi, aşı kampanyalarından kaçınmak gibi cahilliklerin doğurabileceği feci sonuçlar karşısında;
    örneğin aşı olmadığı için çocuk felcine yakalanıp sakat kalanlar hakkında, beyne işleyen kızamık virüsünün aids’ten daha kötü bir şekilde çocukları kısa zamanda duyarsız, zekasız hale getirdiği ve öldürdüğü hakkında ve benzeri şekillerde yapılan resimli ve filmli anlatımlar da ajitasyon sınıfına giriyor. Bu şekliyle kullanılması faydalıdır, uygulanması oldukça olumlu sonuçlar verir.

  3. dost diyor ki:

    doÄŸru

Yorum Yapın


ziyaretçi var.